Duyuru

Gizle
No announcement yet.

ATATÜRK VE RAKI

Gizle
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • ATATÜRK VE RAKI

    Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor ? Bir ara dinleyicilere sormuş... Bir eşeğin önüne iki kova koysanız Biri su dolu ? biri rakı ?
    Hangisini içer !
    Cevabı kendısı verıyor.
    Tabii ki suyu.
    Gene bitirmiyor soruyor ,
    Neden ?
    Arkadan bir bekri söz alıyor,yüksek sesle cevaplıyor.
    Eşekliğinden .....
    Atatürk bu cevaba bayılıyor,gülüyor,gülüyor..
    Bir akşam orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.Rakılarını yudumluyorlar.Biraz ileride 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor.
    Atatürk el edip çağırıyor,soruyor :
    Söyle çocuk ! Bir eşeğin önüne iki kova koysan ,biri rakı dolu , biri su.
    Hangisini içer ? Anadolu tosunu yutkunuyor.Bakıyor Gazi paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri.Devletin en büyükleri....
    Esas vaziyete geçiyor :
    Rakıyı kumandanım...
    Atatürk kahkayı basıyor, herkes şaşkın.Ata onlara dönüyor: Muzip
    Aman beyler ! Neden diye sormayın !

    FALIH RIFKI ATAY

  • #2
    İlk kez duyduğum bir anektot

    Ama çok iyi.

    Yorum yap


    • #3
      ben de ilk kez duydum ve cok hoşuma gitti
      teşekkürler

      Yorum yap


      • #4
        ????

        Yorum yap


        • #5
          Atatürk keşke daha az veya hiç içmese idi. Belki onu bukadar erken kaybetmezdik. Düşünün daha 57 yaşında idi.

          Yorum yap


          • #6
            smily Nickli Üyeden Alıntı
            Atatürk keşke daha az veya hiç içmese idi. Belki onu bukadar erken kaybetmezdik. Düşünün daha 57 yaşında idi.

            Evet aslında çok haklısın ama içinde bulunduğu şrtları ve verdiği mücadeleyi düşününce anlıyorum galiba.

            Yorum yap


            • #7
              "
              Mahiye Morgül
              17.10.2005

              Bir deniz tabip albayın bu konuda yaptığı doktora tezi vardır. Orada Atatürk'e yanlış tedavi uygulandığı anlatılmaktadır. Atatürk sanıldığı gibi siroz hastası değildi. Atatürk'e sıtma tedavisi yapılmış, aşırı "kinin" yüklenmiş ve karaciğeri bu yüzden iflas etmiş , siroza dönüşmüştü. Tedaviyi yapan doktor mason locası üstadı azamlarından doktor Mim Kemal'dir.

              Durumu iyice fenalaştıktan sonra Celâl Bayar'ın ısrarı ile dışarı dan bir doktor getirilir. Yanlış tedavi yapıldığını , karaciğerinin bu yüzden iflas ettiğini rapor eden bu yabancı doktordur. İstirahat için 2 ay kadar kaldığı Savarona'da nemli sıcaktan durumu daha da kötüleşmiş , son günlerinde Dolmabahçe Sarayı'na götürülmüştü.

              Peki, nasıl oldu da sirozdan öldüğü açıklandı ve bütün yazılı kaynaklara da böyle girdi? Büyük Millet Meclisinde ölüm raporu gündeme getirildi. Mason locaları 1935'de kapatılmasına rağmen Mecliste hala mason milletvekilleri vardı. "Efendim, gençlerimize terbiye olur, onun alkol ve sigaradan öldüğünü
              duyuralım." denir ve kabul edilir. Arkasından Yeşilay icad edilir, tarih
              kitaplarına da böyle girer.

              Ceyhan Mumcu'dan bunları duyduktan sonra ne yapmam gerekir diye düşündüm. İlk işim bu bilgiyi okurlarımla paylaşmak. şimdi bu bilgiler elimizde ve biz çocuklarımızı terbiye edeceğiz diye, yüce önderimizin hakkındaki bu yalanla O'nu halkımızın gözünde küçültmeye devam edecek miyiz?

              Okul kitaplarından Atatürk'ü çıkartmak için elinden geleni yapan AB, bu düzeltmeyi yapmamıza izin verir mi? Demek ki kendi kitaplarımızı kendimiz yazmak zorundayız.

              En çok satılmakta olan " şu Çılgın Türkler" kitabı belli ki bir boşluğu dolduruyor. Demek ki; halkımız şiddetle kendi tarihiyle ilgili doğru bilgilere ulaşma ihtiyacı duyuyor.

              Neyse ki Türk ulusu ATATÜRK'ünü hâlâ çok seviyor, hiçbir yalan O'nu gözden düşüremiyor!

              Not : Alıntıdır...
              Sertan SAVA? - ?stanbul

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X