Duyuru

Gizle
No announcement yet.

Altarnatif "Zıpkınla Balık Avı şampiyonası"

Gizle
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Altarnatif "Zıpkınla Balık Avı şampiyonası"

    Merhaba;

    Her şeyden önce hali hazırda yapılan yarışmanın uygulanabilirlik açısından en doğru format oldugunu belirtmek isterim...

    Organizasyon açısından bakarsanız işin en kolay ve net çözümü budur...

    Tüm yarışmacılar sınırları çizilmiş bir merada toplanır...start verilir herkes suya girer...belirlenen süre bitiminde vurulan balıklar alınır ve değerlendirme yapılır...
    herkes ve herşey ordadır, kurallar basit ve nettir ve anında tüm yarışma kurulu tarafından denetlenebilir...çünkü dediğim gibi herkes ve herşey o anda oradadır..


    http://zipkinci.com/forum/viewtopic.php?t=4318

    Fakat bu başlıktaki yazımda da belirttiğim gibi bu tür bir format "en iyi zıpkıncıyı" seçmek konusunda kanımca yetersizdir...çünkü hiç bir zıpkıncı biçim (format) gereği birikimlerini, kondisyonlarını sergileme imkanı bulamamaktadır...dolayısı ile şans faktörü bir yarışmada olmaması gerektiği kadar öne çıkmaktadır...

    Aşağıda çok kısa bir sürede kafamda oluşan bir formatı görüşlerinize sunuyorum...tamamı ile "böyle bir şey olsa nasıl olur??" tarzında bir fikir paylaşımıdır...yerli yada yabancı hiç bir yarışma tüzüğünü incelemediğimi ve bu güne kadar bu konu üzerinde hiç kafa yormadığımı bilmenizi isterim. "hariçten gazel okuma" diyecek arkadaşlara saygı duyarım...Ayrıca kafamdaki herşeyi burada yazıya dökmüş olamayabilirim. Muhtemel sorularınıza cevaplarım hazırda olabilir fakat yazmayı atlamışımdır...Dediğim gibi zaten amacım fikir paylaşımı...

  • #2
    1. Dalış Yeri : Türkiye denizleri bölgelere ayrılır...meralara değil bölgelere...örneğin Çanakkale boğazı tümüyle bir bölge, kuzey marmara sahilleri bir bölge...ege denizi 4-5 bölgeye ayrılabilir...yine karadeniz ve akdeniz 4-5 yada daha fazla bölgeye ayrılabilir...bölge ayırımda dikkat edilecek husus dalış için pek çok muhtemel av yerinin mevcut olması ve geniş bir alana (kuşuçuşu minimum 200 km örneğin) yayılmış olması gerekliliğidir. Yarışmanın yapılacağı bölge belirli bir süre öncesinden klüplere duyurulur...

    2. Takımlar : klüpler yarışmacılar haricinde en az 2 adet kişiyi gözlemci sıfatı ile yarışma komitesine kaydettireceklerdir. gözlemciler zıpkınla balık avcılığı konusunda belirli bir bilgi birikimi olan kişilerden seçilecektir.

    3. Kurallar :

    3.1 Her klüp en fazla 2 takıma ayrılabilir.

    3.2 Her klübe sportmenliği ve yarışma kurallarını denetlemek üzere 2 adet gözlemci atanır. Gözlemci atanırken her iki gözlemcinin birbirlerinden ve atandıkları klüpten başka bir klübe üye kişilerden oluşmasına dikkat edilir. Bu gözlemciler meraya ulaşım esnasında takımların trafik kurallarına uyup uymadığını dahi denetleyebilecektir. (Aksi takdirde yarışma bir ralliye döner)

    3.3 Tüm klüpler ve takımlar meraya ulaşım konusunu kendi bünyelerinde çözümleyeceklerdir. Tüm klüpler ve takımlar trafik kurallarına riayet edecektir.

    3.4 Yarışma sabah güneş doğumundan güneş batımına kadar sürecektir. Yarışma, merkezde, belirlenen saatte arabaların yola çıkması ile başlayacaktır. Takımlar yarışmayı yarışma merkezinde değil girdikleri merada bitirebilirler. Takımlar aynı gün içinde birden fazla meraya dalış yapabilirler.

    3.5 Takımlar vurdukları balıkları gözlemcilerine imzalı bir belge karşılığı teslim edecek ve balıklar yarışma üyelerinin nezaretinde mühürlü bir kutuya gözlemciler tarafından konulacaktır. Balıklar aynı günün akşamı yarışma merkezinde toplanacak ve değerlendirme yapılacaktır.

    3.6 Balıklar tür ve kilo kriterleri göz önünde bulundurularak değelerlendirilecektir. (Bu kriteler bilir kişiler tarafından her türe bir katsayı atanarak belirlenir. örneğin vurulması en zor balık sinarit ise sinaritin katsayısı en fazla olur. benzer bir sistem Jak Bey tarafından forumumuzun ayın trofesi seçiminde ortaya konulmuştur) Yarışmacılar kişi başı maksimum 5 kg kuralına uyacaklardır.



    4. Yarışma : Yarışma gününü kafamızda bir canladırır isek şöyle bir tablo ortaya çıkar.

    Belirlenen bölgenin merkezi konumunda bir üs belirlenir ve tüm yarışmacılar ve yarışma komitesi oraya konuşlanır. Takımlar ve denetçiler belirlendikten sonra başlama saati beklenir. Herkes arabasına biner ve başla işareti ile her klüp ve takım daha önceden sır gibi sakladıkları meralarına doğru yollanır. Herkes merasına varır, malzemelerini kuşanır ve suya girer. Tüm bunlar gözlemci yada gözlemciler gözetiminde olacaktır. Gün sonunda yarışmacılar balıklarını gözlemcilere sunar ve balıklar mühürlenerek merkeze dönülür. Balıklar tartılır, katsayı hesaplarına göre derecelendirilir ve sonra akşam yemeğinde (yada uzak bir meradan gelebilecek yarışmacılar da göz önünde tutularak ertesi gün öğlen) afiyetle yenir...

    Yorum yap


    • #3
      5. Hali hazırdaki yarışmaya göre avantajları :

      5.1 Mera çok geniş tutularak hali hazırdaki yarışmada olduğu gibi girilen meranın yarışmacılar tarafından herc-ü merc edilmesi engellenmiş olur.

      5.2 Yine meranın çok geniş olması avcı popülasyonunu en aza indirger dolayısı ile yarışmacılar tüm teknik ve kondisyonel becerilerini kullanabilme olanağı bulur.

      5.3 Her klüp kendi stratejisini belirleyecek, dakikalar hesaplanacak, dolayısı ile bir takım olmanın gerçek anlamı ortaya çıkacaktır. (Siz şuraya dalın, biz şuraya dalalım, balık iyiyse bizi arayın gelelim, kalabalıksa bizim buraya gelin, Remzi abi Erzincan(?!?!?) takımı da bizim buraya geldi biz B planına geçiyoruz abi....Ökkeş abi Rize takımı önce biz geldik diye bize lölö yaptı abi, Murtaza adamların birine fena daldı dayak yiyoz yetişin... vs vs vs...)

      5.5 Türe göre katsayı sistemi oldugundan balık kalitesi artacak, kilo sınırlaması oldugundan meranın "kazınması" engellenecektir. Yarışmacılar en çok katsayısı olan en iri balığa yönelecektir. Bunu yapabilmek içinde gerçekten "iyi" bir zıpkıncı olmak gerekir.

      5.6 Usta yarışmacılar yıllara varan birikimleri sonucu buldukları meraları kullanıp kullanmama konusunda ikileme düşeceklerdir. O merayı kullanırsa muhtemelen iyi av yapacak ve dereceye girecektir, fakat öbür yandan gözlemci hatta belki takım arkadaşları dolayısı ile "zulası" patlayacaktır. (Bu madde başka bir bakış açısı ile dezavantajda olabilir. Fakat sonunda tercih meselesidir.)

      5.7. Popüler ve çok bilinen meralarda avcı yığılması engellenecektir. Çünkü çok avcı az av demektir. Takımlar az bilinen meralara yönlenecek böylece Türkiye genelinde yeni sürpriz meralar keşfedilebilecektir.

      5.8 Bölgenin açıklanmasından yarışma gününe kadar kimin nerde dalacağı bir sır olacak ve bu sır tatlı muhabbetlere ve rekabetlere sebep olacaktır.

      "Bak söyle nereye dalacaksınız söz kimseye sölemicem..."

      "Tuz gölüne dalıyoruz biz, süper levrek alıyolarmış..."

      "Haaaaaaa..."



      5.9 Takımlar ve yarışmacılar sadece suyun içinde değil suyun dışında da bir nevi yarışacaklardır. Zamana karşı yarışıldığı için örneğin bir malzeme kuşanmak meselesi bile zaman açısından önem arzedecektir. Öte yandan iyi zıpkıncı olmanın bir göstergesi olan "mera bilgisi" öne çıkacak en kısa mesafedeki en verimli ve en bilinmeyen merayı yıllarca ordan oraya dala çıka bulan zıpkıncı hadiseye 1-0 önce başlayacaktır.

      5.10 İki yıl üstüste aynı bölge yarışma bölgesi olarak tayin edilemeyecektir. Hatta bir bölge 3 yılda en fazla 1 kez yarışma bölgesi olarak tayin edilir. Bu, tüm klüpleri imkanlar nispetinde farklı bölgelerde yılda en az bir kez "av organizasyonu" yapmaya yöneltebilir. Dolayısı ile organizasyonu yapacakları bölgedeki zıpkıncılarla bağlantı kuracaklar, klüpler arasında bir iletişim oluşabilecektir. (Klüplerin misafir klüplere meralarını gösterip göstermeyeceği muallaktir. fakat her halükarda bir "misafir taşı" mevcuttur.)

      5.11 Mera araştırması konusu bu yarışmayı bir güne ve bir günlük performansa sıkışmaktan kurtarıp aynı heyecanı yıl geneline yayacaktır.

      Yorum yap


      • #4
        6. Hali hazırdaki yarışmaya göre dezavantajları

        6.1 Organizasyonu daha zahmetlidir. Gözlemci atanması ve o gözlemcilerin yeterliliği problem teşkil edebilir.

        6.2 Ulaşım meselesi ve yurt genelinde mera araştırması klüplere ek maliyet yükleyecektir.

        6.3 Yarışmacılar bir çok meraya dağılacağından o meraların yarışma komitesi ve federasyonca, gerek hukuki, gerek halk tepkisi gerek scubacı meselesi yönünden denetlenebilirliği problem olabilir. Tüm bu sorunların klüplerin sorumluluğuna bırakılması hoş olmayan bir takım olayların gelişmesine neden olabilir. Tayin edilen yarışma bölgesinden sorumlu tüm jandarma yada sahil güvenlik komutanlığı yetkililerine bilgi verilmesi ve onay alınması zahmetli olabilir.

        -------------------------------------------------------------------------------------

        Maddeler ve kurallar tabi ki daha spesifik ve net hale getirilebilir, getirilmelidir...Yukarıdaki sadece bir taslaktır, bir fikirdir...

        Soru, görüş ve yorumlar için şimdiden teşekkür ederim...

        Yorum yap


        • #5
          Mustafa eline koluna sağlık seni dernek yönetim kuruluna almışmıydık almamışmıydık ? :D

          Yorum yap


          • #6
            ne yönetim kurulu abi başkan seçildim hatırlamıyo musun? :D

            Yorum yap


            • #7
              elinde kalır mustafa dıkkat et :)

              Yorum yap


              • #8
                oncelıkle ıyı sponsorlar bulmak lazım.

                Yorum yap


                • #9
                  1. sponsor bulmak lazım 2. ön eleme yapılması lazım 3. limitler olması lazım belirtilen niteliklerde olmayan sporular katılmasın katılamasın.

                  Sinoptaki yarışmaya bir çok iyi olsun usta olsun avcı katıldı bir başka yazımda gördüğüm bir kaç avcıdan bahsetmiştim bunun yanında yurdumun deniz olmayan bölgelerinden gelen amacı sadece turistlik tatil olup federasyonun kulup başına verdiği harcırahı alıp giden dalgıçlarının elbisesi olmayan kulupler de vardı. şimdi düşünsenize bu kuluplerin sporcularının daldığını ve şafağın gördüğü 2,5 kiloluk rus kefalini vursa birinci olacak ve milli takımı temsilen yurt dışına çıkacak..!!!!!!!!

                  Vahhh vahhhhh canım ülkemdeki rezalete bak.

                  Amaç birlikte olmak toplanmak olsa evet her hafta sonu bir şehire toplanıp birlikte olabiliriz resimlerde gözüktüğü gibi organizasyonlar rakılı biralı yapabiliriz. Ama iş tabiki sadece tanışmak değil işin içinde yarışmada var centilmenlik çercevesinde abi kardeş kıvamında yapılan sohbetler, zaten en çok hoşuma gidende buydu.Bir gün önce hoş sohbetsin ertesi gün rakip aynı akşam gene abi kardeş veya arkadaş,tekneden birbirimize lafmı atmadık evet attık güldük geçtik.

                  Haa yokmuydu en iyi dalgıç benim diye burnu havada gezen sağa sola selam vermeyen kendini herkesten üstün gören evet vardı her yerde olduğu gibi vardı ama bir elin parmaklarını geçmez .

                  şimdi öncelikle bu yarışmalara önem verilmeli federasyon başkanının önümüzdeki yarışmalar için ifade ettiği 15 metrede 1 dk nefes tutamayan bu yarışmalara katılamayacak veya bir alternatif olarak ön eleme yapılmalı iyi olanlar milli takım için sporcu seçilen bu yarışmalara davet edilmeli.

                  Yoksa önceleri kızıyordum uluslar arası müsabakalara neden sporcu göndermiyoruz federasyon neden ödenek ayırmıyor diye bir kaç sefer yazmıştım bu şartlarda göndermeyelim daha iyi Allahtan lapinlede olsa iyi olan dalgıçlar dereceye girdide bizde rahat nefes aldık.

                  Ödül töreninde Federasyonun zıpkından sorumlu kişisiyle yani Yunus hocayla bir konuşma yaptık tam önümde oturuyordu kulağına eğilip başkanım ben su altı avcıları derneği yönetim kurulu üyesiyim ve aynı zamanda kurucu üyeyim diye kendimi tanıtarak söz girmem ve bu tip yarışmalarda her zaman taş balıklarıyla yapıldığını gezer balıklarla yapılan avcılığın tamamen şans işi olduğunu türkiyenin en iyi avcısını bu yolla seçemeyeceğimizi ifade ettiğimde kendiside aslında bu tip yarışmalarda yasak olmaması gerektiğini ifade etti. Önümüzdeki sirkülerde eşkinanın biz avcılara serbest olması için ortak bir çalışma yapıp yapamayacağımızı sorduğumda eşkina yasak olmasını trabzonda parmak kadar eşkinaların oltayla çok avlandığını bu sebeple sirkülerde yasak olduğunu söyledi ama önümüzdeki sene için umutluyum. Umarım hayırlı olur.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Hadi bakalım Muzaffer inşallah.Federasyon olmadan bu işler düzeltilemez.Kolkola girip yanlışlıkları beraber düzeltelim.

                    Yorum yap


                    • #11
                      evet muzaffer abi hadi bir sevgi çemberi oluşturalım...:)

                      şaka bi yana özellikle şu şeref abinin bahsettiği sponsor meselesine hayret ettim..o kadar firma var, ki bir çoğunun logosu bu yazıyı yazdığım kutucuğun altında arzı endam ediyor, hiç biri mi şu yarışmaya sponsor olmaz??

                      aklım almıyor...

                      aklıma "acaba adamlara hiç gidilmedi mi?" sorusu geliyor...

                      ama gidilmese bile firmaların başvurması lazım...

                      nede olsa bu yarışma zıpkınla balık avına dair tek yarışma değil mi türkiyede?

                      buna sponsor olmayacaksın neye olacaksın??

                      bayanlar milli basketbol takımına mı?

                      voleybola orkid oldu basketbola da OMER olsun...

                      slogan da hazır "Zıpkın gibi takımız"..



                      niye yani??

                      ben firma sahibi olsam çok ciddi düşünürüm bu meseleyi..

                      niye kimse sponsor olmadı??

                      Yorum yap


                      • #12
                        Mustafa ben sana daha farklı bişey söylim marka ismi vermek istemiyorum ama bir markanın Türkiye distiribitörü aynı zamanda federasyonda zıpkınla ilgili yöneticilerin arasında geçiyor ama bu kadar pasif kalınmasını anlamış değilim.

                        Yorum yap


                        • #13
                          mustafa oncelıkle, bu ıs ıcın ayrılması gereken zamanı ve parayı ayıracak bır fırma daha ben gormuyorum. koklu fırmalar var, baya yenı fırmada var. aslında sag olsun yenı ıs acmıs bazı fırma arkadaslar varkı, maddı manevı en azından dernek ıcın yardımlarını esırgemıyorlar. onlara burdan tesekkur edıyorum. ama oyle fırmalarda varkı cok koklu olmasına ragmen pek bu taraklarda bezlerı yok. yaptıkları kara bakıyorlar. belkı tr sampıyonası olursa ortaya cıkıyorlar. neyse, bu konuda kagıt uzerındede olsa guzel bır calısma yapılıp tanıtılır ıse, yardımcı olacaklardır dıye dusunuyorum. ama bu ıs federasyon bılgısınde olmalı.cunkı cogu fırma federasyon ıle baglantılı.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Arkadaşlar ;
                            Bu güne kadar yapılan tüm yarışmalarda balık az olsun çok olsun hep iyi zıpkıncı arkadaşlar kazanmıştır.Ayrıca yarışmada dereceye giren herkez mutlaka uluslararası yarışmaya gidip Türkiye'yi temsil edecek diye bir kural yok.Merak etmeyin yeterli olmayanlar götürülmez.Yarışmalardan önce milli takım kamp çalışmaları yapılır.Federasyon bu kampa dereceye girenlerin haricinde de yarışmacı çağırabilir.Milli takım bu kamp sonucunda belli olur.Daha önceki federasyonların döneminde Murat BÖLÜKBAşI Türkiye şampiyonu olmasına rağmen eski başkanın keyfi uygulaması yüzünden milli takıma davet edilmemişti.Türkiye'de yarışmalar yıllardır bu şekilde yapıldı.Bu yarışmalarda dereceye giren arkadaşlar yurt dışında dereceler aldılar.Sadece yeterli ödenek olmaması yüzünden yurtdışı yarışmalara erken gidip merayı tanıma imkanları olmadığından daha iyi sonuçlar alamadılar.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Sponsorluk meselesi ilginçtir...

                              Bildiğiniz üzre salt reklam değildir olay..

                              Teknik tabirle halkla ilişkilere girer...

                              Yani bir hadiseye sponsor olan bir firma kısa vadede bir marjinal fayda beklemez, beklememelidir..

                              Sponsorluk güzel ve etkili bir iletişim aracıdır.

                              Quantum babasının yada mavi gözlerinin hatrına Yasemin Dalkılıç'a sponsor olmamıştır...

                              Yada Turkcell kazandığı para bünyeye fazla geldiği için 50 milyon dolar bayılıp süper ligi "turkcell super ligi" yapmamıştır...

                              sponsorluk etkilidir, önemlidir...


                              Gelelim bizim camiamıza;

                              Yukarıda yazdığım gibi; hiç bir insan evladı bana "Türkiye çapında yapılan tek zıpkınla ilgili yarışma" olan Zıpkınla balık avı şampiyonasına herhangi bir firma yada firmaların sponsor olmamasını bir yönetici ve işletmeci bakış açısıyla anlatamaz...Anlamam...

                              Sponsorluk illaki tüm meseleyi ve meseleye dair tüm harcamaları üstlenmek demek değildir...Her ne kadar senede bir kez olacak ve pek öyle aman aman maliyetli olmayan bir olay olsada, öyle bir sponsorluk belki bahsettiğimiz firmalara bir boy büyük gelebilir...Fakat burda saymakla bitiremeyeceğimiz ve cüzi bir maliyetle kotarılabilecek bir ton sponsorluk örneği sayılabilir...

                              En basitinden, kazananlara ödüllerini sen verirsin yine bitirirsin işi...Birinciye kendi markandan bir elbise, ikinciye tüfek, üçüncüye palet vs...1 milyara biter iş...

                              Yada her yarışmacıya çok basit hediyeler dağıtırsın, mesela zıpkın çantası...Üstünde koca harflerle firmanın ismi yazıyor...

                              Eline ne geçer? Somut olarak hiç...Ama ordaki 100'e yakın avcı ismini görür duvarda, federasyona yakınlaşırsın, bu sitede ismin zikredilir, oraya göndereceğin 2-3 eleman yarışmacılarla iletişim kurar portföyünü genişletirsin, camianın nabzını ilk eden tutarsın, ihtiyaçları, istenenleri, şikayetleri ilk elden öğrenirsin...Bir daha o kadar prima avcıyı nerde bulacaksın???

                              Oraya gidenler bu işe yön veren kişiler..."Ben şu marka kemeri kullanıyorum, şu marka gözlük aldım mükemmel" dediği zaman etkili olan kişiler...

                              Sözün özü geçtiğimiz günlerde yapılan yarışmadaki bu sponsorluk daha doğrusu sponsorsuzluk meselesi malzeme satışı yapan firmaların birer halkla ilişkiler fiyaskosudur...

                              Çok güzel bir fırsat tepilmiştir...

                              Heleki burda yeni kurulan firmaların haberlerini aldık geçenlerde, onların bu fırsatı kaçırması tam bir felakettir...şimdi o yeni kurulan firma oraya bahsettiğim şekilde elinden geldiğince bir sponsorluk harcaması yapsaydı bu site sayesinde adını duymamış zıpkıncı neredeyse kalmayacaktı...Tanıtım meselesinide bedavaya getirecekti...

                              Tabi böyle bir fiyaskodan sonra takımlara yada klüplere sponsor olmaktan hiç bahsetmiyorum...
                              Düşünsenize 3 tane avcı ve hepsinin üzerinde pırıl pırıl hepsi sizin markanız malzemeler...
                              Siz hala o güzelim elbiseleri vitrinlerdeki abuk mankenlerin üzerinde sergileyin...

                              şimdi sırada milli takım var...

                              Ona nasıl bir yaklaşım sergileneceğini merakla bekliyorum...

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X