Duyuru

Gizle
No announcement yet.

3-4 Eylül Gelibolu-Saroz (1. Gün)...

Gizle
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • 3-4 Eylül Gelibolu-Saroz (1. Gün)...

    Meraba;

    "Görmemişin oğlu olmuş tutmuş çükünü koparmış" misali, görmemişin av fotosu olmuş tutmuş destan yazmış gibi olacak ama huyum bu...

    Ne yapayım...

    Klavye gevezesiyim..



    Geçtiğimiz hafta sonu yazlığımızın bulunduğu Gelibolu'da idik efendim...

    Rapor ve ilk av fotograflarım aşağıdadır...



    1. gün Sabah
    ---------------------


    Sabah 7 de yola çıktık. Hedef, daha önceden bir kaç kez gittiğimiz ve her seferinde hüsranla döndüğümüz Saroz'da bir mera. Yine gidiyoruz. Arnavut inadı diyeceğim ama köklerimizin Arnavutlarla bir ilgisi yok. Cahit efendinin gazına geliyoruz. 40 km civarı bir yol tepiyoruz ve meraya varıyoruz. Cahit efendinin bensiz yaptığı bir dalışta güzel balık aldığını söylediği meranın sol tarafına doğru değilde yine daha önceden hüsranla yani telde bir kaç vasat balıkla çıktığımız sağ tarafına doğru gitmeye karar veriyoruz. Bakın yazarken kaşım seğirmeye başladı yine!!...Niye ulan???...Bu inat niye??

    Kafayı suya soktuğumuzda her şey toz pembe oluyor. Saroz yine yapacağını yapıyor ve o eşsiz berraklığı ile bizi büyülüyor. Yine "av" ikinci planda kalıyor...Ve niye inatla her sene oraya gittiğimizi anlıyorum...Ayrı bir güzel orası...Bir kaç aydır yaptığım ilk av oldugu için benim için pek verimli olmuyor. Dip sürelerim çok kısa, kulaklar ayrı alem, midem bir garip...Yani hamlamışız...Bir daha ilk av gününde Saroz'a gelmemeyi bizim oralarda dalarak nefes açmayı aklımın bir köşesine yazıyorum...

    3-4 saat süren göz zevki olarak gayet doyurucu fakat av verimliliği yönünden "traş" olan avımızı noktalıyoruz. Hasılat aşağıdadır...Çok şükür diyelim...Allah bu günümüzü aratmasın...

    Tabi ben arabaya binip dönüş yoluna düştükten sonra yavaş yavaş Saroz'un büyülü etkisinden sıyrılıp bu verimsiz av gerçeğini idrak etmeye başlıyorum. Suratımda ki manasız gülümseme yerini "Bi dakka lan...Niye biz yine buraya daldık ki..." ifadesine bırakıyor...Eve varana kadar Cahit'le didişiyoruz...






    1. gün Öğleden sonra
    -------------------------------


    Yemeğimi yiyip biraz kestirdikten sonra her zaman en güzel meramız olan ve olacak "evin önü" isimli meramıza yollanıyorum...Yollanıyorum dediğim toplam 40-50 adım atıyorum..Ev ile deniz arası 30 metre...İskeleden giriyorum suya...3 saat süren ve mera ortalamasının hayli altında bir balık verimliliği ile karşılaştığım avın fotografları aşağıdadır. Her iki günde de boğazda uğursuz bir bulanıklık vardı...Senelerdir denk gelmediğim "sıfır akıntı"nın etkisi oldugunu düşünüyorum...Hiç akmıyordu boğaz...Görüş 2-3 metrelerde idi...Balığın azlığını buna bağlıyorum...Yinede bizi balıksız bırakmadı sağolsun...

    Bütün balıklar agaşonla alındı ve hikayeleri benzer...Yatıyorsun geliyor işte...Çipranın bu boyda olanı bizim merada nadirdir...ispendekten çok ona sevindim ben...Görüş sınırının sonlarında hayal meyal gördüm ve attım...Vurulduktan sonra görüş menzilinin dışına çıktı...şişin yanına gittiğimde şişin ucunda balığı görünce çok sevinmiştim. Diğerleri dediğim gibi sıradan avlar...Fakat ispendeğin atış ve vuruluş anı bana göre biraz enteresan. İlk kez başıma geldi çünkü...Dikkat ederseniz balıkta şiş izi yoktur. Anlatayım :

    Meranın sonlarına doğru ipimde bir tane kefal ile dolaşıyorum. Bulanıklık enterasan. Yani yukardan 5 metre dipi ayna gibi görüyorsunuz fakat dibe yattığınızda ileriye doğru görüş 2 metrelere düşüyor. Yukarda geziniyorum. İsparilerin yosunlarda oynaşırken parlamaları, bir basın ordusunun karşısında fotograf çektiriyormuşum hissi uyandırıyor. Her dalışımda oldugu gibi, artık avlanmaya avlanmaya orta boy bir sargoz iriliğine ulaşan bu isparilerin en irilerinden bir kaç tane vurmaya karar veriyorum. Yine vurmadan çıkacağımı bile bile...

    Derinlik 4-5 metre civarı...Bir yer seçiyor ve nefeslenip yatıyorum. Her zaman ki gibi isparilerle hasbihal başlıyor. Dönüyorlar etrafımda...Aralarından irilerini seçip öylesine nişan alıyor ve içimden "Dıkşınnnn" diye ateş ediyorum...Apnea'yi uzatmanın bir yolu işte...Derken iskele kıç omuzluktan gayet iri 3 kefal fişek gibi giriyor kadraja...Tüfeği oynatmama bile müsade etmeden bulanıklığın içinde kayboluyorlar..Nefesim bitiyor ve çıkıyorum...Çıkarken 2 kefalin daha aynı yönden geldiğini görüyorum..."Bu sürünün gerisi vardır hocam..." diyerek 2-3 metre ilerleyip bu sefer biraz daha açığa dönerek yatıyorum...Yine ispariler kafalarını sallaya sallaya "Ne lan bu şekilsiz yaratık dalıp dalıp çıkıyor" edasıyla bakış atıyorlar..."Hadi len ordan" diyerek apnea uzatmanın başka bir oylu olan şarkı söylemeye başlıyorum içimden : "Tapancamın sapınıııı güllee donatacağuuuum gülle donatacağuuuum....."

    Bir süre sonra ciğerler sinyal veriyor çık diye...Artık bende bir takıntı haline gelen "çıkmaya yakın yerinden oynamadan etrafını kontrol etme" meselesi gündeme geliyor ve kafamı arkama çevirdiğimde bu sefer sancak kıç omuzlukta resimdeki arkadaşla müşerref oluyorum...Gelmiş arkamda geziniyor, haberim yok....Hayır genelde bu durumlarda, yani apneanın sonlarında karşılaşırsam bu gibi bir durumla, yavaşça çıkar nefeslenir tekrar yatarım...Ürkmediyse yine gelir...Ama bu sefer arkamda herif sanki elbiseden dolayı zaten şekli şemali iyice ortada olan mabadıma bakıyor gibi geldi...Öyle hissettim...Kıllandım anlayacağınız...Nevrim döndü...Ayıp denen bir şey var...Delikan damarda durmadı ve ani bir kararla 180 derece dönüp tüfeği boşta kalan kolumun koltuğunun altına sokarak western filimlerindeki kovboyları hasetinden çatlatacak güzellikte bir atış yaptım...Tabi böyle artistik bir atış sonra "şiş galsamasında girip kafasının üstünden çıktı, o anda ölmüştü" gibisinden bir laf ederek attığım havayı taçlandırmak isterdim ama maalesef...Böyle abuk bir atış sonrası tabi ki balık ipe geçmedi...Hatta şiş bile balığa geçmedi...Attıktan sonra şişin balığa girmediğini görmüş ve kaşlarımı kaldırıp meşhur "yavru köpek bakışımı" atmıştım bile...Ama balığın saçmalayıp yukarı doğru titreye titreye seğirtmesi yüzümdeki ifadeyi şuna çevirdi : :twisted:

    Kütlemden beklenmeyecek bir çeviklikle balığın üstüne çullandım ve yakaladım...şiş balığın başına çarpmış ve parçalamıştı...Hali ile balık dengesini yitirmişti...Banada çullanıp yakalamak kalmıştı...şansıma şükrederek çıktım...Çok keyifliydi...

    Daha sonra bir kefal ve yukarda bahsettiğim çiprayı vurarak sudan çıktım...

    Resimlerden bazıları karanlık çıkmış...Ekleyip eklememeyi düşündüm ama samimiyetime inandığınızı varsayıyorum...Tüm resimler aynı vakitte çekilmiştir...Makine ayarlarını tam yapamadığımızdan karanlık çıkma olayını hallettik bu seferde biri bulanık çıktı...İlk resimlerim, hoş görüverin :)






    ** bu resim bulanık biliyorum fakat çipra sadece bu karede gözüküyor. çipramı göstermezsem olmaz abi :)

    ikinci günü bitirir bitirmez ekleyeceğim...

    selam ve muhabbetle...

  • #2
    mustafacığım av için tebrikler ellerine saglık.Ama asıl tebrik bukadar yazıyı yazmaya üşenmeyerek yazdığım için :lol: :lol:
    Mustafa KANMAZ CAD/CAM TOPSOL?D , RH?NOCEROS ,AUTONCAM ,AUTOCAD


    "Ben ölünce bir elimi tabutumun d???na at?n . ?nsanlar görsünler ki padi?ah bu dünyadan eli bo? gitmi?tir." {Kanuni Sultan Süleyman}

    Yorum yap


    • #3
      TEBRİKLER MUSTAFA....

      Yorum yap


      • #4
        Tam Mustafaya göre anlatım olmuş. Tebrikler Mustafa ilk önce tebrik edim sonra okurum yorum yaparım.

        Yorum yap


        • #5
          tebrıkler mustafa yakısır :)

          Yorum yap


          • #6
            Mustafa dedik ya klavye gevezesiyiz...Hoşuma gidiyo...Dün öğlen tatilinde yazmıştım...bugün resimlerle birlikte ekledim işte...dinlendiriyor beni yazmak...üşenmek dediğin toplam yazı 15 dakkamı almamıştır...forumda düzenlemek daha çok vaktimi aldı...:)

            Bu arada Muzaffer abi ye resimler konusunda yardımcı oldugu için teşekkür ederim. Hoş babasının hayrına olmadı ya neyse :) :)

            (Abi bu teşekkür fiyatlara tenzilat olarak yansır mı abi?? Ha güzel abim?? Batırdın beni abi...)

            Yorum yap


            • #7
              TBR.EDERİM HEM DESTAN KONUSUNDA HEM BALIK KONUSUNDA.EPEY DÖKTÜRMÜşSÜN. :D :D MAşALLAHIN VAR

              Yorum yap


              • #8
                tebrıkler mustafa. yazı ve balıklar ıcın.

                Yorum yap


                • #9
                  yazıda balıklarda güzel tebrikler

                  Yorum yap


                  • #10
                    mustafa tebrik ederim seni...çok güzel yazılar ve balıklar...

                    Yorum yap


                    • #11
                      Paylaşım zevkli ve güzel.Tebrikler.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Yazı ve fotoğraflar için teşekkürler, çok keyifliydi.
                        "Totally Addicted To Bass"
                        Av.Mustafa PAKER (1980) - Göztepe/?ZM?R

                        Yorum yap


                        • #13
                          Hikaye ve balıklar için teşekkürler. Tebrik ederim.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Tebrikler Mustafa Bey.

                            Yorum yap


                            • #15
                              Tebrik ederim...

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X