ZIPKINCI - HUZUR İÇİNDE YAT OZAN YILDIRIM
Kayıt ol Gruplar Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-02-2006   #1 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 19-01-2006
Nerden: Malatya
Mesajlar: 4
DALIŞ GÜVENLİĞİ

Tüm deniz tutkunlarını ve zıpkıncıları saygıyla selamlıyorum;
Ben gerçek anlamda zıpkınla balık avına henüz başlamış bir arkadaşınız olarak bu spora gönül vermiş herkesin güven ve sağlıkla nasıl balık avlanabileceği konusunda durmak için bu forumu açmak istedim. Eminim ki birçoğunuz bu konuda çeşitli ve geniş bilgi birikimine sahipsiniz ancak el elden üstündür prensibi ile bilginin kimseye zararı olmayacağını aksine başımız zorda kalınca bunlarla nasıl başa çıkılınabileceğini öğrenmek herkesin arzusu ve ilk önceliği olduğunu düşünmekteyim. İnternetten elde ettiğim bazı yabancı makaleleri elimden geldiğince türkçeye çevirerek hem kendime hemde sizlere kazandırmak için bazı çevirileri yayımlıyacağım umarım sizinde katkılarınızla bu bilgileri olabildiğince çok arkadaşla paylaşarak sağlık içinde dalışlar yapabiliriz
Saygılarımla Gökhan PEKTAŞDAN
Gökhan PEKTAŞDAN isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2006   #2 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 19-01-2006
Nerden: Malatya
Mesajlar: 4
SAĞLIKLI SUALTI
SIĞ SU BAYILMASI

OLGU 1:
19 yaşında erkek dalıcı, sualtında en uzun ne kadar kalabileceğini sınamak amacıyla 20-25 derin soluk alıp vererek yüzme havuzuna dalmış. Kronometre tutan arkadaşından dipte hareketsiz kalabilmek için bacaklarına basmasını istemiş. Gerektiğinde arkadaşının bacağına dokunarak suyüzüne çıkmayı planlamışlar. Uzun bir süre bu sinyali alamayan arkadaşı süphelenerek dipten çıkarmış. Havuz kenarında solunumunun olmadığı, kalp atışlarının güçlükle alınabildiği saptanmış. Tüm vücudu morarmış halde bulunuyormuş. Yapay solunum yardımıyla kendi solunumu yerine gelmiş. Ağız kenarında pembe köpük bulunuyormuş. Götürüldüğü hastanede oksijen verilmiş. Kliniğimizde yapılan muayenede akciğerlerinde, içine çektiği suya bağlı pnömoni (zatürre) saptandı. Uygulanan ilaç tedavisinyle on gün sonra tamamen iyileşmişti. Tanı:Sığ su bayılması.

OLGU 2:
20 yaşında erkek dalıcı adayı, bir klübümüzün seçmelerinde havuz dibinde uzun mesafe yüzebilmek amacıyle oksijen tüpünden 10-15 kere derin soluk alıp vermiş. Yüzmesini sürdürürken aniden hareketsiz kaldığını farkedenlerce dışarı alınmış. Yapılan ilk değerlendirmede, solunumunun olmadığı ve kalp atışlarının duyulmadığı saptanmış, kapalı kalp masajı ve yapay solunumla kısa sürede normale dönmüş. Kliniğimizde yapılan muayenesinde bir anormallik bulunmadı. Dalıcı, kendini sualtında uzun mesafe yüzebilmeye iten nedenin, klüp dalıcısı olarak seçilebilmesinin yanında ortamda bulunan kızlar üzerinde de iyi bir etki yaratmak olduğunu ifade etti. Tanı:Sığ su bayılması.

OLGU3:
23 yaşında erkek, serbest dalışta oldukça deneyimli dalıcı, balık vurmak amacıyla 20-25 metre dalıyormuş. Kayıkta bulunan arkadaşlarının ifadesiyle vurduğu bir balığı sıkıştığı yerden çıkartmak amacıyla son dalışı öncesinde 5-6 kere derin soluk alıp vermiş. Çıkmadığını gören arkadaşları daldıklarında dipte hareketsiz olarak yatarken bulmuşlar. Yapılan tüm kurtarma girişimleri ne yazık ki başarısız olmuş. Tanı:Ölümle sonuçlanan sığ su bayılması.

Bu olgu listesini daha da uzatmak mümkün. Hemen her yıl kliniğimize bu tip başvurular olmaktadır. Bu arada kurtarma girişimleriyle sonuç alınan bir bu kadar olgunun da kliniğimize hiç başvurmadığı göz önüne alınırsa sığ su bayılması sıklığının oldukça yüksek olduğu farkedilebilir. Bu yazıyı okuyan bir çok eski dalıcımızın kendinin tanık olduğu ya da en azından duyduğu sığ su bayılması kazaları hiç de az değildir. Böylece sığ su bayılması çelişkili bir biçimde sualtı camiamızda özellikle serbest dalıcılar arasında önemini korumaktadır. Çelişkili olmasının nedeni, sığ su bayılmasının, diğer bir çok sualtı hastalığının aksine hemen her dalıcımız tarafından bilinmesine ve dalış kurslarında bu konuya ayrıntılı olarak yer verilmesine rağmen bu kadar sık karşımıza çıkmasında yatmaktadır. Sığ su bayılması (Shallow water blackout) terimi ilk kez 1944’te Barlow ve Mcintosh tarafından kapalı devre ile dalan dalgıçlarda karbondioksit zehirlenmesini tanımlamak amacıyla kullanıldı. Ancak İngilizlerin bu kullanımı Amerikalılar tarafından değiştirilerek günümüzdeki anlamını kazandı. Şu anda sığ su bayılması deyimi ile serbest dalıcıların hiperventilasyon yaptıktan sonra dalmalarına bağlı bilinç kayıplarını kastetmekteyiz. Vüzudumuzda solunumu ayarlayan bir çok mekanizma bulunmaktadır. Bunların en belirleyici olanı kandaki karbondioksitin kısmi basıncıdır. Bilindiği gibi karbondioksit solunumla alınır alınmaz, dokularla besinlerin oksijenle yakılması sonucunda bir metabolizma ürünü olarak oluşur. Karbondioksit kısmi basınca (pCO2) belli bir değere ulaşınca soluk almak zorunda kalırız. Bu değer istemli olarak soluk tutmanın yenildiği üst sınır olarak da tanımlanabilir. Ancak vücutta CO2 üretiminin hızı metabolizmayla belirlenmiştir. pCO2 başlangıç değerini düşürmenin yolu bir çok dalıcımızın kolayca keşfettiği (!) gibi derin ve sık soluk alıp vermektir. Hiperventilasyon olarak tanımlanan soluk hızını ve derinliğini arttırmakla akciğer ve kanda pCO2 azaltılabilir. Bu şekilde daha baştan düşük pCO2 değeri ile yapılan bir serbest dalışta, soluk almak için bizi zorlayacak pCO2 değerine daha uzun sürede ulaşırız. Ancak unutulmaması gerek bir nokta daha vardır. Bu da soluğumuzu tuttuğumuzda karbondioksit artarken, bir yandan da oksijenin azalmasıdır. Kanda oksijenin kısmi basıncı (pCO2) belli bir değerin altına düştüğünde bilinç kaybı oluşur. Bu değer yaklaşık olarak 25-30 mmHg’dir. Normal olarak yapılan bir soluk tutmada pO2 bu değerlere düşmeden pCO2 soluk alma düzeyine kadar yükseldiği için bilinç kaybı oluşmaz. Ancak hiperventilasyon yapıldığında başlangıç pCO2 değeri o kadar düşüktür ki, soluk alma gereksinimi duyulduğu zaman pO2 değeri tehlike sınırının altına inmiş olabilir.
Ancak dikkat edilirse karada yapılan bir hiperventilasyondan sonra soluk tutma ile bilinç kaybı görülmesi sık değildir. Bunun nedeni soluk alma gereksiniminin yalnızca pCO2’ye bağlı olmamasıdır. Gerçekten de pCO2 değerinden bağımsız olarak pO2 değerinin tehlike sınırına inmesiyle de soluk alma gerçekleşir.
İşte işin püf noktası da buradadır. Karada, hiperventilasyonlu bir soluk tutma ile, dalıştan önce yapılan hiperventilasyonun farkı burada yatar. Bilindiği gibi dalış sırasında, dalınan derinliğe bağlı olarak gazların kısmi basıncı artar. Böylece akciğer içindeki pO2 yükselir. Hiperventilasyon nedeniyle pCO2 azalmış bu nedenle 1. sigorta devreden çıkmıştır. Dalınan derinliğe bağlı olarak pO2 de yükseldiğinden 2. sigorta da iş görmez haldedir. Gereğinden uzun bir süre dipte kalan dalıcı oksijen eksikliği çekmez. Ancak çıkışa başladığında akciğer ve kandaki bu yanıltıcı pO2 düzeyi ortam basıncına baplı olarak hızla düşer ve dalıcı daha yüzeye gelmeden bilincini kaybeder. Karada soluk tutma eğrilerini sualtında soluk tutma ile değiştirirsek kan CO2 değeri değişmeyecektir. Ancak dalındığında artan ortam basıncı nedeniyle alveol içi oksijen basıncı artacaktır. Bu miktar başlangıçta kan oksijen basıncını çok fazla arttırmasa da dalış sürdükçe kana geçecek oksijen basıncını sağlayacaktır. Şimdi 10 metrelik bir dalışta ve heniz oksijen açısından hipoksit sınıra gelmemiş bir değeri ele alalım. Oksijen basıncı 50 mmHg olsun. Bu aşamada CO2 sınır değerine kadar yükselmediğinden dalıcı soluk alma gereksinimi duymayacaktır. Oksijen basıncı da 50 mmHg gibi tehlike sınırından uzak olduğu için bir problem oluşturmayacaktır. Ancak dalıcı 10 metreden yüzeye çıkmaya başladığında ortam basıncı da 2 ATA’dan 1 ATA’ya ineceği için, oksijen basıncı 50 mmHg’den 25 mmHg’ye düşecektir ki, bu değer bilinç kaybı oluşturmak için yeterlidir. Dalıştan önce hiperventilasyon yapmadan sualtında bayılmak mümkün müdür? Bu sorunun yanıtı evet olacaktır. Gerçekten de çok derine dalan dalıcılarda sualtında oksijensiz kalıp bayılma mümkündür. Örneğin 30 metreye dalan bir dalıcının akciğerindeki oksijen kısmi basıncı prensip olarak 4 katına çıkacaktır. Bu tip deneyimli dalıcılar kan karbondioksit düzeyine tolerans geliştirdiklerinden dipte daha uzun kalabilirler. Bu süre boyunca oksijensizlik çekmeyen dalıcı yüzeye çıkarken oksijen basıncı hızla düşer ve bayılma gerçekleşir. Uzun süre soluk tutarak dalış yapan deneyimli dalıcıların karbondioksite duyarlılıkları azalır. Bu tip dalıcılar diğer insanlardan daha yüksek pCO2 değerlerinde bile soluk almadan durabilirler. Dalıcının sualtında uzun süre kalabilmesini sağlayan bu özellik sığ su bayılmasına yol açabilmesi yanında vücutta karbondioksit birikmesine de yol açar. Böyle bir dalıcının size aktaracağı yakınmalar şu şekilde olacaktır: (Çok derine ve uzun süre dalabiliyorum. Bu açıdan bir problemim yok. Ancak bazen yüzeye geldiğimde bayılacak gibi oluyorum. Bir de dalışlardan sonra çok şiddetli baş ağrılarım oluyor. Bu baş ağrıları saatlerce sürüyor.) Buraya kadar anlattıklarımız bir çok dalıcımızın bildiği, pek çok kursta ayrıntılarıyla anlatılan bilgiler. Peki nasıl oluyor da bu kadar iyi bilinmesine rağmen gene de sığ su bayılmasına bu sıklıkta rastlayabiliyoruz? Dalış öncesi hiperventilasyon yapmamalı uyarıları nasıl oluyor da bu kadar kolaylıkla çiğneniyor? Kanımca bu durumun nedeni, dalıcılarımızın bilinç kaybı denen durumu tam olarak kavrayamamalarından kaynaklanıyor. Dalıcı hiperventilasyon yapmadan önce bilinci yerindeyken, nasıl olsa bir şey olduğunda çıkarım diye düşünüyor. Ama bilinç kaybı sıklıkla hiç bir uyarı görülmeden gerçekleşir. Birdenbire gelişir ve bu aşamadan sonra dalıcının düşünmesi, durumu değerlendirmesi, karar vermesi ve bu kararı uygulaması mümkün değildir. Bilinç o kadar hızlı kaybolur ki sonradan kendine gelen dalıcılar bilinci kaybolduğu o anı hatırlayamazlar bile. Sığ su bayılması genellikle mücadeleci, yarışmacı, güçlü kuvvetli maço kişilik yapısına sahip dalıcılarda gözlenir. Bu tip kazaların hikayesinde hep bu duruma yol açacak bir neden bulunur. Ya bir yarışma, ya balık vurma hırsı ya da kendini kanıtlama çabası görülür. Kurtarma girişimlerinin başarısı eşli dalış sisteminin iyi uygulanmasına ve dalış arkadaşlarının ilk yardım prensiplerini iyi bilmesine bağlıdır. İyi bir dalıcı, diğer insanlarla, kendisi ile ve denizle mücadele eden ve başarılı olan dalıcı değildir. İyi bir dalıcı iyi eğitimli, kendi sınırlarını bilen ve denizle uyum içinde olabilen dalıcıdır.

Bu yazı METU DIVING GRUP internet sayfasından alınmıştır.
Gökhan PEKTAŞDAN isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2006   #3 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 29-03-2005
Nerden: aydın
Mesajlar: 150
ali tunçay - MSN üzeri Mesaj gönder
Paylaşım ve katkı için teşekkürler
__________________
ali tunçay 1977 didim-aydın
ali tunçay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2006   #4 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 03-06-2005
Nerden: İzmir - Göztepe
Mesajlar: 259
Teşekkürler.
__________________
Evrim Eroglu 1980
kızılderili isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2006   #5 (permalink)
ZIPKINCI
 
sefacancan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04-12-2005
Nerden: samsun-trabzon
Mesajlar: 69
sefacancan - MSN üzeri Mesaj gönder sefacancan - YAHOO üzeri Mesaj gönder
gerçekten yararlı bilgiler , teşekkürler gökhan
__________________
Sefa Yeşildal - 16/08/1983 - sefayesildal@hotmail.com
sefacancan isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-02-2006   #6 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 24-11-2005
Nerden: BANDIRMA-ERDEK-
Mesajlar: 411
senol coca - MSN üzeri Mesaj gönder
Saol Gökhan
__________________
Şenol COCA/BANDIRMA/1968
senol coca isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-02-2006   #7 (permalink)
ZIPKINCI
 
muhlis beyğ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07-11-2005
Nerden: ankara-didim
Mesajlar: 909
teşekkürler bende aynı hatayı yapıyormuşum meğer.
__________________
kule yaptım..kafamla güselce bir kaya vuldum o güm.. trofimi kucakladım çıktım sahila.. tarttıysam ne görim? ibra 380 külo+1
bahadır özdemir
muhlis beyğ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-02-2006   #8 (permalink)
ZIPKINCI
 
Rookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21-04-2005
Nerden: İSTANBUL - ANTALYA
Yaş: 30
Mesajlar: 798
Esli dalis yapmasak bir arkadasimizi bu yüzden kaybediyorduk. Durumun ciddiyetinin farkindaydim ancak bu olay beni çok etkiledi ve artik sinirlarimi bilmeye ve sorgulamaya basladim. Çok az agirlik kullaniyorum ve çikislarda son 5 ila 10 metrede palet çirpmadan çikisimi tamamliyorum.
Çeviri için tesekkürler. Çok faydali.
__________________
Cengiz ÖZÇELİK - 1978
İSTANBUL - ANTALYA
Rookie isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-02-2006   #9 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 28-06-2005
Nerden: İZMİR
Mesajlar: 793
Teşekkürler, çok faydalı bir yazı.
Bu sporu keyif alarak amatörce yaptığım için, insanın kendi sınırlarını zorlamasını anlamsız buluyorum.
Scuba eğitimi alırkende, sualtında geçerli olan fizik kanunlarını detaylıca öğrenmiştim. Bunlar serbest dalış içinde geçerli, bu kanunları insanın değiştirmesi mümkün olmadığına göre, zorladığı takdirde ya kendi sakat bırakacak veya ölümüne sebep olacaktır.
__________________
Hakan MAMAOĞLU / 1964
Hakan Mamaoglu isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16-02-2006   #10 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 27-07-2005
Nerden: İzmir-Alsancak
Mesajlar: 561
Aslında hep merak ettiğim, derinliğe göre kritik bir süre var mı? Örneğin 10 metreden sonra 2 dk. tehlikeli veya 20 m. de 1,50 dk. gibi...
__________________
Herkes birgün ölür ama herkes gerçekten yaşamaz .....
GÖNEN BAŞER
gönen başer isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI Ahmet Efe Tuncer Mesleklerimiz 0 15-05-2007 12:36
ENDİEN (Baskın) AVI VE DALIŞ GÜVENLİĞİ SEMİNER FOTOLARI Oktay UZDİYEM Photo - Fotoğraf Albümü 11 01-02-2007 12:37
CAN GÜVENLİĞİ -> Ikınma Hayat Kurtarabilir Selçuk Dilşen Duyuru 11 24-08-2006 01:25
DALIŞ GÜVENLİĞİ VE ANTREMAN TEKNİKLERİ Gökhan PEKTAŞDAN Kurallar, Önerileriniz ve İstekleriniz 2 15-06-2006 21:24

rgtcolumn




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:31 .


Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119