Doç. Dr. Yaşar Keskin'e yazdığım mail ve cevabı ;
merhaba sayın hocam ;
geçen gün bir arkaşımdan gelen mailin doğruluk derecesini öğrenebilmek için sizinle iletişim kurma gereği duydum.gelen maili olduğu gibi aşağıya kopyalıyorum.Aydınlatırsanız çok sevinirim.
Kısaca kendimide size tanıtayım.İsmim Abdülmuttalip Ünal 1972 istanbul .Tekstil ile uğraşıyorum.Zıpkınla balık avladığımız için gelen bu maille yakından ilgilendim.Vereceğiniz bilgiler, ben ve sürekli paylaşımda bulunduğum
www.zipkinci.com ailesi için çok faydalı olacaktır.Şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Abdülmuttalip ÜNAL
-----------------------------------------------------------------------------------
Abdül Bey Merhaba,
Ağır metallerin doğada, su ve toprakta, bikilerde ve bu ortamı paylaşan canlılarda biriktiğini biliyoruz. Ağır metallerin zehirlenmelere neden olduğunuda biliyoruz, Bunun en büyük örneği 1932-1955 yılları arasında Japonya’da meydana gelmiştir. Bu olayda civa ihtiva eden sanayi atıklarının denize atılması sonucunda bu bölgeden elde edilen deniz ürünlerini tüketenler etkilenmiştir. Ağır metallerin bazılarının kanser oluşumuna yol açtığına dair ise pek çok deneysel çalışmalar yapılmış ve kansere yol açtıkları kanıtlanmış bulunmaktadır. Bu olumsuz sonuçların ortaya çıkması için uzunca bir zaman geçmesi gerekmektedir, bu süre 10’larca yıl olarak ifade edilebilir.
Aşağıdaki ağır metaller toksisite semptomları içermektedir : linklere tıkladığınızda her birisi ile ilgili zehirlenmelerde nelerin olduğunu görebilirsiniz.
Alüminyum
Altın
Antimon
Arsenik
Bakır
Baryum
Bizmut
Cıva
Galyum
Gümüş
Hafniyum
İndiyum
İridyum
Kadmiyum
Kalay
Krom
Kurşun
Lantan
Manganez
Nikel
Niobyum
Palladyum
Platin
Rhodium
Ruthenium
Scandium
Stronsiyum
Tantalum
Talyum
Tungsten
Vanadium
Yttrium
Zirconyum
Bu listede uranyun yer almıyor ama onu da eklemek gerekiyor.
Bu gün gerek denizlerimize gerekse topraklarımıza bunlardan hangilerinin ve hangi miktarlarda kontrolsüz olarak boşaltıldığını tam olarak bilmiyorum ama siz de ben de basından ve resmi ağızlardan bazı açıklamaları duyuyor ve şaşırıyoruz.
EN BÜYÜK AĞIR METAL ZEHİRLENMESİ, 1932-1955 YILLARI ARASINDA JAPONYA’DA, CİVA İÇEREN SANAYİ ATIKLARININ DENİZE KARIŞMASI VE BALIKLARDA CİVA BİRİKMESİ SONUCU BU DENİZ ÜRÜNLERİNİ TÜKETEN İNSANLARDA MEYDANA GELMİŞTİR. ANCAK 1952 YILINDA BELİRTİLER GÖRÜLMÜŞ VE 1955 YILINA KADAR 500 KİŞİ BU YÜZDEN HAYATINI KAYBETMİŞTİR .
Bizdeki çevre bilinci henüz gerektiği kadar oluşmadı, bu yüzden tehlikenin gerçekten yeterince farkında değiliz. Ağır metaller öyle sıradan bazı tedbirler almakla ortamdan uzaklaştırılamıyor, işin en ciddi ve korkutucu tarafı da bu olsa gerektir. Zaman içerisinde giderek yoğunlaşıyor.
Tavukta kuş gribi tehlikesi var, onu yeme, kırmızı ette kolesterol var onu yeme, balık ve su ürünlerinde ağır metal birikmesi var onları da yeme, tarım ürünlerini de yeme, onlarda da hormon var, peki o zaman insanlar ne yiyerek hayatını sürdürecek. Bu sorunun cevabını benim verebilmem mümkün değil, bu sorun, fert olarak herkesin ve örgüt olarak ta sivil toplum örgütlerinin ve devletin ilgili kurumlarının el ele vererek çözmesi gereken bir sorun. Çevre duyarlılığı ve çevreye saygı işin en önemli kısmı. Bundan sonra yasal düzenlemeler ve etkin denetimler geliyor. Caydırıcı cezalar konulmalı ve uygulanmalı. Diğer taraftan eğitimle çevre bilinci yükseltilmeli. Böylece sorun daha fazala büyümeden kontrol altına alınabilir, yoksa korkarım yakın bir gelecekte, yaşanılabilir bir dünyadan söz etmek mümkün olamayacaktır.
Abdül Bey Marmara Denizinde araştırma yapan ilgili raporu hazırlayan grubu ben tanımıyorum, bu raporla ilgili sorularınızı doğrudan çalışmayı yapanlara iletebilirsiniz. Fazla vakit ayıramadığım için size kısa zamanda böyle bir cevap hazırlayabildim, umarım yeterince açıklayıcı olmuştur.
Sağlıklı bir ömür dilerim.
Doç. Dr. Kenan Keskin