| ZIPKINCI
Üyelik tarihi: 03-01-2006 Nerden: tekirdağ / malkara
Mesajlar: 70
| güzel bi yazı hayata dair... >>Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul
>>salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular
>>arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..
>>Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu
>>takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir
>>şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı
>>izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler..
>>Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda..
>>Kız onu tanımış olmalıydı. Kimbilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı..
>>Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set
>>değişip, takım karşıya gidince, delikanlıda yerini değiştirdi, oda
karşıya
>>gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kızda gidiş gelişleri
fark
>>etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..
>>"Anladım" der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu
>>dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı,
>>erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek
>>için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu..
>>Dahası..
>>Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir
>>kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme,
>>çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı..
>>Bir defasında, yaptığına sonra kendiside günlerce güldü.. O gün gene
>>tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek
>>selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok
>>ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında,
>>sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
>>Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar.
>>Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde
>>hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde
>>tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü..
>>Kaptan, "Tabii" dedi.. "Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla
>>gitmeye karar vermiştik zaten. Sende gel. Hem konseri birlikte izleriz,
>>hem de tanışırsınız.."
>>"Mutluluk işte bu olmalı"diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu.." Ve
>>konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç
>>unutmadı..
>>O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar..
>>El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı..
>>Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı
ile
>>dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla
>>nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini
>>duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış
>>ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik
şarkısı
>>söylenirken ki, o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik
>>şarkısıydı ya, o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki
>>içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış
>>bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine
>>korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..
>>Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omuzuna değil.. Koltuğun
>>üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli, delikanlının
>>elinin üzerine dokundu..
>>Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar
>>şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız,
>>şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık neredeyse.. Yarın
>>Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.."
>>Hayır, aramayacaktı..
>>Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya
>>götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek
kadar
>>para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi..
>>Sabah erkenden
>>Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı.
>>Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere
>>oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu.
>>Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi
onun..
>>Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde,
>>üçüncü sette kız farketti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir
>>ifade, biraz mutluluk, birazda gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele
>>Kolej'de çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini
>>bilmenin gururu.. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara
>>gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki..
>>Kız "Keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o
>>kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..
>>Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire
>>rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe..
>>Söylemek istediği herşey bu dört satırda vardı sanki..
>>Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti,
>>Kolej'in önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Ko- şarak
>>yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan,
>>kız, Necip Fazıl'ın dizelerini okurken..
>>"Ne hasta beklerdi sabahı
>>Ne taze ölüyü mezar
>>Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar!.."
>>Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in
>>önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları
>>yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine
>>inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu
>>işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler söylemek
>>istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli..
>>"Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok te- şekkürler.. Herhalde
>>hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi
>>daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden
daha
>>çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terketmem için bir sebep yok."
>>"O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında
başka
>>kimse olmazsa, ara beni" dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın
>>yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne
>>çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden..
>>Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini o, o
>>zaman biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca,
>>aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi..
>>Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla
>>bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen
>>öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç
>>kimseyi bulmadan bekledi.
>>Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir
>>aslında.. İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O
>>dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..
>>Bekleyiş sürüyor, sürüyordu..
>>Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Birgün delikanlı kızı
>>aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "Günlerdir
>>seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.."
>>"Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye
>>çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece
>>bu ses çıkmıştı..
>>"Yaaa!.." Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir
şiirin
>>ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün" dedi.. "Bu da sonu onun.."
>>Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta
>>okurken..
>>"Geçti istemem gelmeni
>>Yokluğunda buldum seni. Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar!.."
>>Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala
>>düşünüyor..
>>O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını?.
>>Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili
>>yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O
>>sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını
>>silmişti yani?..
>>Ya da.. Ya da..
>>Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna,
>>mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti, acaba?
>>Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hâlâ bilmiyor..
Emre ORUÇ
KALİTE YÖNETİMİ |