ZIPKINCI - HUZUR İÇİNDE YAT OZAN YILDIRIM
Kayıt ol Gruplar Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-05-2008   #1 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 30-10-2007
Nerden: izmir-antalya-istanbul
Mesajlar: 635
kuyruksuzbalık - MSN üzeri Mesaj gönder
Ölmeden önce ölmek !!!!!!

Hayata ne kadar direnirsek direnelim, bazen yaşadığımız şeyler bizleri hayatın dönemeçlerinde yanlız bırakır. O anlarda çoğu zaman zayıf olduğumuzu hissederiz ama o anın asıl anlamı artık birşeylere hazır olduğumuzun göstergesidir. Seçimse her zaman size aittir ya bir cesaret yeni bir yol sizi bekler yada herşey aynı tas aynı hamam devam eder gider…

Aşağıda yer alan satırlar bir kitapta okuduğum ve son zamanlarda sürekli aklıma gelen bir yazıydı.
Yanlızca paylaşmak istedim…
…………………………………………………………………..
Ölüm, başımıza gelen en büyük felakettir.
Aslında biz öyle sanırız.
Oysa, başımıza gelen şeylerin en ağırı, ilk anda üzerine iyi ya da kötü etiketini yapıştıramadıklarımızdır. Birine aşık olmak iyidir. İyinin de ötesinde muhteşemdir. İstediğin arabayı almak iyidir. Daha iyisi ev de iyidir. Diğer tarafta ise ölüm kötüdür. Ayrılık kötüdür. Bir dostu yitirmek çok kötüdür.

Peki başa gelen olayın sonucunda kendini yitirmek nasıl bir durumdur? Eski kendine, sendeki manası silinmiş eski bir sevgili gibi yabancılaşmak hangi başlığa aittir? İyiye mi kötüye mi?

Hiçbir insan uğurladığı “eski” kendisinin arkasından kötü konuşmaz! Kucağına aldığı bembeyaz yenisine umutla bakmaması gibi bir ihtimal de söz konusu değildir. Acıyı körükleyen de işte bu ikilemdir.

Başımıza gelen bazı hadiseler, bizde büyük izler bırakır. Bunların üstesinden gelmenin tek yolu zamana sığınmaktır.

Başımıza gelen bazı hadiselerse, bizdeki büyük izleri siler. O günlerde zaman artık senin iksirin değildir. Zamanın tek yaptığı sana, gün geçtikçe o olayda silinenin izler değil, “sen” olduğunu anlatmaktır…

Bu en zorudur. Bu en ağırıdır. İnandıkların, hissettiklerin, düşündüklerin, hatırladıkların ve unuttukların… Bunları silecek kudretteki yaşanmışlıklar, gerçekte seni silmişlerdir.

İşte bu yüzden, ardından en çok ağlayacağımız ölüm, bizi biz yapan şeylerin ölümüdür.

Bir kalecinin elleri koptuğunda, kopup giden iki el değil tüm bir yaşamdır. Bir şarkıcının ses telleri işlemez hale geldiğinde, kaybedilen bir gırtlak değil tüm bir kimliktir. Yaşadığın bir olay, eski seni “sen” yapan unsurları elinden aldıysa o gün gerçekten ağır bir gündür. O gün sen ölümü yaşamışsındır. Ama aynı zamanda o gün senin doğum günündür.

Çünkü, dünyaya yeniden gelmişsindir. O gün avazın çıktığı kadar ağlamak istersin ama annenin veya babanın yanıbaşında seni pişpişlemek üzere hazır beklemediğinden adın gibi eminsindir. Ağlamak, dünyaya geldiğinde yaptığın ilk keşiftir. Hiç şaşmaz… Ağlamaya başlarsın, ihtiyacın olan anne şefkati servise hazır, yanıbaşındadır. Yıllar sonra ağlamak istediğin o anda hayatta bile olsalar onlar artık gerçek anlamda senin annen ve baban değillerdir. Çünkü, onlar sadece ve sadece bedeninden yeniden doğduğun günler için anne ve baba sıfatını taşımışlardır.

Kimliğinden yeniden doğduğun anlarda, bir bebek kadar zayıfsındır ama ondan daha önemlisi yapayalnızsındır. O gün fikrine güvendiğin dostların da yanında yoktur. Çünkü, “eski sen”i gömdüğün o gün sen, “eski sen”e ait her şeyi ve herkesi onunla birlikte gömmüşsündür.

Eski dostlarının sihri “yeni sen”de geçerli değildir artık. Yeni dostlarını bulmak için ise önce yeni kendini tanıman ve sevmen gerekecektir…
Başımıza gelen olayların en ağırı, asla nerede, ne zaman, nasıl, yaşadığımızla ilgili değildir.

O olay, KİM olduğumuzu kökünden sarsmıştır. İnandıklarımızın yanlış olduğunu ispat etmiştir bize. “En ağır” sıfatını bu yüzden dibine kadar hak etmiştir o.
.................................................. ........................................

İnsanlar iki gruba ayrılır;
Mucize bekleyenlerle…
Mucize yaratanlar…
Mucize bekleyenlerden değil, o mucizeyi yaratacak gücü kendinde bulanlardan olmamız dileğiyle....

syg lar
__________________
emre baş 05.02.1965
kuyruksuzbalık isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-05-2008   #2 (permalink)
ZIPKINCI
 
rafetwhiterock - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-08-2006
Nerden: İzmir konak
Mesajlar: 583
rafetwhiterock - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

Abi yazın güzel tbrik ederim.

Benim de belki de herkesin kafasından buna benzer düşünceler geçmekte.
Kendi içimde bir açık oturum yaparım ama ne biliyim bunları yazacak birine anlatıp tartışacak cesareti bulamam.

Hiç kitap okumazdım sevmezdim ama bu yıl bir bastı istek 10 roman okumuşumdur.
the deep diptekiler romanı sebebi deniz dalışla ilgili bir roman olmasıydı bu tetikleyici oldu ve diğer romanları dostoyevski ve daha sonra polisiye romana ahmet ümit e döndü...

Romanı okurken içimde istesem ben de yazabilirim bir roman diyorum.
Daha sonra hadi be nereden yazacaksın onların boş zamanı var.Dostoyevski bunları hapisanede vs.. boş kaldığında yazmış.Biz şehirde internet iş gibi bir çok şeylerle meşgulüz.
__________________
Rafet Akkaya 1987
B rh + 05553991199
İZMİR hatay hakimevleri durağı
rafetwhiterock isimli üye çevrimiçidir (Online)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-05-2008   #3 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 30-10-2007
Nerden: izmir-antalya-istanbul
Mesajlar: 635
kuyruksuzbalık - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

rafet kardeşimi öncelikle okumayı seven biri olarak en azından bundan sonra okumaya devam edeceğine inanıyorum.

sen de dile getirmişsin aslında, bir düzine kitap bile sende neleri değiştirmiş...
belki o bahsettiğin yazarların seviyesine hiç bir zaman erişemeyiz ama hissettiklerimizi, düşündüklerimizi aktarabilmek hiç de zor değil.

kendime hep söylediğim birşey vardır, onu sana da söylemek isterim yanlızca :
eğer sen kendine inanmazsan, kimse sana inanmaz. yazabileceğini yada yapabileceğini hissettiğin her neyse buna sen inanırsan, inan bana kimse buna engel olamaz...

syg lar
__________________
emre baş 05.02.1965
kuyruksuzbalık isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-05-2008   #4 (permalink)
Administrator
 
Baskın_ AVCISI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-10-2006
Nerden: İZMİR-
Yaş: 37
Mesajlar: 1.441
Baskın_ AVCISI - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

güzel ve derin bir yazı.paylaşım için tşk.ederim.
__________________


TUNCER ERGÜN-İZMİR-1971
( Endien_HUNTER )
http://zipkinci.com/album.php?albumid=1105
Baskın_ AVCISI isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-05-2008   #5 (permalink)
ZIPKINCI
 
XMURAT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-10-2006
Nerden: İSTANBUL
Yaş: 39
Mesajlar: 1.124
XMURAT - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

yorgunum gücüm yok
mucizeyle işim yok
aşıkım derdim çok
beni pışpışlıyan hiç yok
ömürün vakti çok
muradın aklı yok
gelene dur gidene kal diyesim yok
ata tımar eşşeğe ot atasım yok
bu şiirin bitesi hiç yok
lafı özü çok
kuyruksuzun deryası çok
__________________
MURAT BULUTOĞLU- 1969- İST.

BALIK VURMAKLA ADAM OLUNMAZ
SEVGİYLE İNSAN OLUNUR
XMURAT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-05-2008   #6 (permalink)
ZIPKINCI
 
tck911 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-02-2007
Nerden: Black Sea
Yaş: 28
Mesajlar: 2.208
tck911 - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

+1
konuyu açana aynı anda yorum yapana
__________________
"Tolga Can KULAKCI - *CMAS* - 0 Rh (+) - NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE "
Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Çekilince de karıncalar balıkları.
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir.
Çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir.
tck911 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-05-2008   #7 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 30-10-2007
Nerden: izmir-antalya-istanbul
Mesajlar: 635
kuyruksuzbalık - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

sayın xmurat döktürmüş yine...

yoruma yorum yazılmaz benim bildiğim...


Alıntı:
tck911´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
+1
konuyu açana aynı anda yorum yapana
bu arada tolga kardeşimiz de sağolsun... noktayı koymuş ama
__________________
emre baş 05.02.1965
kuyruksuzbalık isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-05-2008   #8 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 04-05-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 1
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

duygu yüklü paylaşımın için seni kutlarım
xxlale isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14-05-2008   #9 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 16-08-2007
Nerden: İZMİR ödemiş
Mesajlar: 4
kesiciümit - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

Tebrİkler Her ÖlÜm Yeniden DoĞumlara Da Gebedİr Sanirim, Sİze Katiliyorum PaylaŞiminiz İÇİn TeŞekkÜrler
kesiciümit isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 25-05-2008   #10 (permalink)
ZIPKINCI
 
Üyelik tarihi: 30-10-2007
Nerden: izmir-antalya-istanbul
Mesajlar: 635
kuyruksuzbalık - MSN üzeri Mesaj gönder
Cevap: Ölmeden önce ölmek !!!!!!

Alıntı:
XMURAT´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
yorgunum gücüm yok
mucizeyle işim yok
aşıkım derdim çok
beni pışpışlıyan hiç yok
ömürün vakti çok
muradın aklı yok
gelene dur gidene kal diyesim yok
ata tımar eşşeğe ot atasım yok
bu şiirin bitesi hiç yok
lafı özü çok
kuyruksuzun deryası çok
----------------------------------------------------------
yoruma yorum yapılmaz dedim di ama okuduğum bir şey beni yine rahat bırakmadı ve sizlerle de paylaşayım istedim...


Yaratıcılığı öldürmenin yolları
Hepimiz yaratıcı insanlar olarak doğarız. Ancak, hepimiz yaratıcı insanlar olarak ölmeyiz. Seçimlerimizle bu yanımızı ya öldürür ya da yaşatırız. İçinde yaşadığımız başımıza icat çıkarma ülkesinde yaratıcılığı öldürmekten daha kolay hiçbir şey yoktur. Yeter ki siz isteyin!

Herhalde insanlık tarihinin en çok bilinen uyku ilacı, gözünün önüne çitin üstünden atlayan koyunları getirmek ve onları saymaktır. 50 tane koyun sayarız, hepsi birbirinin tıpatıp benzeridir ve aynı şeyi yapmaktadır. “Ulan say say nereye kadar? 150 tane sayacağım da ne olacak? Altı üstü koyun işte! Yatıp uyuyayım bari sinirlerim fazla bozulmadan…” der ve uyuruz…

Bu uyku ilacının kerameti, koyundan ileri gelmez. Hızla uykuya dalışımızın sebebi monotonluktur. Monotonluk, gerçek bir uyku iksiridir. Dilerseniz bir gece tam tersini deneyin. Çitin üzerinden atlayan bambaşka hayvanlar hayal edin! Bakın bakalım uyuyabiliyor musunuz… Çitin üstünden atlayan bir iguana düşünün örneğin. Sonra sıra bir maymuna gelsin. Maymun kendini çite dolasın ve çitin etrafında turlar atarak işi şamataya döksün. Sırada bekleyen aslanın öfkeli kükreyişiyle ortadan kaybolsun. Aslandan sonra çitin üstünden bir yunus balığı atlasın… Farklı farklı hayvanlar hayal ettiğinizde kolay kolay uyuyamazsınız. Hep aynı hayvanları düşünürseniz mışıl mışıl uyursunuz. Hayvanın modeli farketmez. Maharet koyunlarda değildir. Çitten atlayanlar birbirinin aynı olan bir fil sürüsü bile olsa gene uyursunuz. Çünkü, aynı şeyleri görmek insanı her zaman uyutur.

Monotonluk iksirinden içmek ....
Heyecan, yaratıcı beyinlerin açma kapama düğmesidir. Ona sırtını dönen, karşısında monotonluk iksirini bulur. Ondan içenlerin zihninin yönetimine otomatik pilot geçer. Otomatik pilot da insanı düz bir mantıkla yönetir. Otur, kalk, telefon et, toplantıya git, not al der. Hepsi o kadar. Sonra da ben ÖYLE BİR ADAM deyilim der dururuz...

Yaratmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu unutmak…
Medeniyet, yeniliklerle yuvarlanarak büyüyen bir çığ olmasına rağmen toplumlar bireylerinin yaratıcılığını öldürmek için elinden gelen herşeyi yapar. Bu çelişkiye dikkat etmekte büyük fayda vardır.

İçinde yaşadığımız toplum ne derse desin. Faydalı ve yeni birşeyler yaratmak bizim en büyük toplumsal sorumluluğumuzdur. Kimsenin sizin yaratacağınız değerleri öldürmeye hakkı olmadığı gibi sizin kendinizin de böyle bir hakkınız yok. Bunu unutmayın.

Dertleri mazeret haline getirmek…
Yıllar önce, bir Türk yazarla ilgili bir eleştiri yapılmıştı, bir dergide. Yazarın eleştirildiği nokta dert sahibi olmadan amaç sahibi olmasıydı. Bu ifade beni çok etkilemişti. Kendine bir konuyu dert edinmenin aslında, insanı başarıya götürebilecek çok önemli bir kapı olduğunu düşünmüştüm. Derdi, mazerete dönüştürdüğünüz zaman, o kapı yüzünüze kapanıyordu oysa.

Aşık Veysel’in dediği gibi…

Güzelliğin on para etmez,
Bu bendeki aşk olmasa…

Bu olağanüstü sözlerin ozanı, yanlışım yoksa bundan 32 yıl önce öldü. Unutmayın ki, aşkı bu kadar güzel ifade edebilmenin yolunu bulan insanın da bunları yazamamak noktasında çok mazereti vardı. 7 yaşından ölümüne kadar kördü. Aşkı bu kadar güzel ifade etmenin yolunu bulan insan, aşık olduğu insanı hiçbir zaman görememişti. Okuma-yazma bilmiyordu ama bu sözleri ve melodilerini yaratmanın yolunu gene de buldu. “Şu gözlerim bir görseydi, okuma yazma bilseydim neler yazardım neler…” demedi. Yazdı, çaldı ve söyledi. Derdini mazerete değil, çıkış yoluna dönüştürdü.

Ona “Veysel bey TRT sanatçıları sazı sizin gibi çalmıyorlar. Sizin sol eliniz hep aynı yerde duruyor. Elinizi sazın sapı üzerinde hiç gezdirmiyorsunuz” dediklerinde “Onlar arıyorlar, ben çoktan buldum” diyecek kadar özgüveni yerindeydi.

Evrenin sınırlarıyla ilgili insanlığa en sağlam fikirleri kimin sunduğunu da hatırlayalım dilerseniz. Bu fikirleri bize, sadece gözlerini hareket ettirebilen ve göz hareketlerini yazıya dönüştürebilen bir bilgisayar donanımı sayesinde iletişim kurabilen, engellerle dolu bir hayat süren Stephen Hawking veriyor!

İçimizdeki “Durduk yerde iş çıkarma şimdi” sesine boyun eğmek…
Graham Bell’in “O’lum Graham. Saçmalama. Öyle telefon melefon gibi saçma sapan şeylere kafanı takma. Otur adam gibi işler yap” dediğini düşünsenize.Edison’un “Mum var, gaz lambası var. Ampule ne gerek var?” dediğini düşünsenize.

Ya da Atatürk’ün “Kurtuluş savaşı mı? Dertsiz başıma dert…” dediğini düşünsenize.

Mucizelere inanan (burdaki mucize gökten düşecek elmalar değil tabii ki) Yaratan insanlar olmasaydı, herkes sadece tüketen insanlar formunda olsaydı, bugün yararlandığımız yeniliklerin hiçbiri olmazdı.

Birileri çıkıp “Ben bunu yapacağım. Hiçkimse ve hiçbir şey beni durduramayacak” demeseydi sanat, bilim, icat hiçbirşey olmazdı.

Risk alıp, poposunu kaldırıp birşeyler bulan buluşturan insanların hepsi böyle yaptı. Ve dediğim gibi o insanlar olmasaydı, bunları hala mağara duvarlarına çiziyor olurduk şu an. Ya da kendi mağaramızda çiğ balığımızı yiyor olurduk afiyetle…

Yakaladığınız güzel ve ilginç fikirler, sizi yepyeni heyecanların kapısına getirdiğinde “iş çıkarma şimdi” sesi mutlaka gelecektir. O sesi herkesin duyduğunu bilin ve “Ben bu dünyaya iş çıkarmaya geldim” cevabını yapıştırıp, çenesini kapattırın.

O sese verdiğiniz cevabın, nasıl bir gelecek istediğinizin ifadesi olduğunu bilin. Eğer, hiçbir artı değer yaratmayan, varlığı da yokluğu belirsiz, uyur-gezerlerden biri olmak istiyorsanız, tercihiniz gerçekten buysa … devam edin ne diyeyim…

biraz uzun oldu galiba ama affınıza sığınarak epeydir yoktum onlara sayın diyeyim

saygılar
__________________
emre baş 05.02.1965
kuyruksuzbalık isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

rgtcolumn




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:09 .


Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183