Genellikle, karşımızdaki kişinin bize ne anlatmaya çalıştığını değil, maalesef duymak istediğimizi duyuyoruz. Oysa nasıl dinleyeceğimizi bilirsek, pek çok anlaşmaz görünen durumu kolayca çözebiliriz.
Sanırım ortak sorunumuz, dinlemenin de unutulmuş bir sanat olduğu. Aslında çoğumuz insanlara söylediklerimizi duyurmak için o kadar çok uğraşırız ki, çoğu zaman onları dinlemeyi unuturuz.
Eğer amacımız karşımızdaki kişilerle anlaşmak ise, elde edilecek başarı için öncelikle konuşma sırasında karşımızda ki insanların da ne söylediklerini dinlememizin gerekli olduğunu unutmamalıyız.
Burada dikkat etmemiz gereken, karşımızdaki insanlarla anlaşabilmek onları anlamak kadar kendimizi de onlara anlatabilmekten geçmektedir. Burada ilginç olan, aslında ihtiyaç duyduğumuz her şeyi diyalog halinde olduğumuz insanların bize zaten söyleyebilecek olmalarıdır, tabii ki yeterince çenemizi kapalı tutmayı başarabilirsek

Eğer sırf kendimizi anlatmak için harekete geçersek onlarda bizi duymayacaklardır ama bize söyleyeceklerini söylemelerine fırsat verirsek, sonuçta vereceğimiz yanıt için zaten bizi dinlemeye başlayacaklardır.
Aslında dinlemek zor değil hatta son derece de basittir. Tabii bazen dinlememek için bulduğumuz bahaneleri hayret verici bulmuyor da değilim…

Sanırım dinlemeyi öğrenmekte zor olan kısım işin susma kısmıdır. Çoğu zaman çenemizi kapalı tutmak konusunda kendimizi eğitebilirsek, harika bir dinleyici ve sonrasında da anlatmak istediğimizi çoğunlukla başarmış biri oluruz.
Eğer dinleme isteği duyarsak gerekli ilk adımı atmış oluruz. Başkalarını dinlemenin en güçlü silahımız olduğunu kabul edersek, kendisine fırsat verdiğimizde, karşımızdaki kişi, bilmemiz gereken her şeyi bize söyleyecektir.
Mümkün olduğu kadar, konuşanın karşınızdaki kişi olmasını sağlayın. Zamanınızın çoğunu dinlemeye ayırırsanız bu size karşınızdakini anlama imkanı tanıyacaktır dolayısı ile kendi söyleyeceklerinizi onun anlayabileceği şekilde söyleme imkanı bulursunuz ayrıca karşınızdaki kişide kendi söylediklerine karşı sizin söyleyeceklerinizi merak ettiğinden sizi dinliyor olacaktır
Asla kimsenin sözünü kesmeyin, her zaman son derece önemli olduğunu düşündüğümüz birşeyi karşımızdakine söylemek için karşı koyulmaz bir istek duyarız ve o telaşla karşımızdakinin sözünü keser kendi derdimizi anlatmaya çalışırız. Karşımızdakinin konuşmasını kesmeye yeltendiğinizde, kendinize konunun gerçekten gerekli olup olmadığını sorun.
Birini öylesine dinlemeniz çoğu zaman yeterli değildir; karşınızdakini dinlediğinizi bildiklerinden emin olmak isterseniz, aktif dinleme dediğimiz, söylenen sözleri duyduğumuzu karşı tarafa iletmeyi de başarmalıyız.
Hatta gerekirse açıklama isteyin bu, her tür yanlış anlamayı ortadan kaldıracaktır. Ayrıca Sözsüz Mesajları yani Vücut Dilini de dinlemeye çalışmak her zaman işe yarar. Karşınızdaki kişi, vücut dilini kullanarak sizinle iletişim kurmaya çalışıyor olabilir. Tabii bu durumda o mesajın kodunu çözmek de size düşecektir.
Dinlemenin en kolay bir yollarından biri de bir soru sorup sonra da susup beklemektir. Burada dikkat edilecek şey elbette doğru soruyu sorma becerisine sahip olmaktan geçer. Açık uçlu soru sormak, karşınızdakinin evet yada hayırla geçiştiremeyeceği sorulardır. Ayrıca karşınızdakini savunmaya geçmeye zorlayacak sorulardan da uzak durmalısınız. Bunların yanında karşınızdakinin görüşlerini ön plana çıkaracak sorular herkesin hoşuna gider zira herkes kendisine fikir sorulmasından hoşlanır

Karşınızdakine alternatifler sunmak, neler hissettiğini sormak (çünkü insanlar duygularının onaylanmasından da hoşlanırlar) ve karşınızdakinin söylediklerini kısaca tekrarlamak yanlış anlamaların önüne geçeceği gibi onları gerçekten dinliyor olmanız da işinizi herzaman kolaylaştıracaktır.
Şimdi bu yazıyı neden yazdım bende bilmiyorum...

sanırım dolduruşa geldim
svg ve syg ile kalın, bol bol dalın.