ZIPKINCI - HUZUR İÇİNDE YAT OZAN YILDIRIM
Kayıt ol Gruplar Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-06-2007   #1 (permalink)
Yönetici
 
Sinan ACARSOY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03-05-2005
Nerden: İSTANBUL
Yaş: 38
Mesajlar: 2.191
Sinan ACARSOY - MSN üzeri Mesaj gönder
Türk felsefesi

Dün Felsefe ile ilgili bir kitaba takıldım. Tercüme bir kitap. Anla anlayabilirsen, sanırım tercümeyi yapanda anlamamıştır. Yahu dedim kendi kendime, aslında bize ve topluma ne kadar uzak işler bunlar ama hakikaten böyle mi olmalı. Biz kendi düşünce biçimimizi, hatta Türk Felsefesini neden yaratamıyoruz. Yaratabilirsek bile bu felsefe kendini spekülatif tarzda yani hayattan ve kültürden kopuk bir biçimde fil dişi kulede sadece kavramsal ve çıkarsama düzleminde hapseden bir felsefe olmamalı. Bizde tefekkür edebiyat ile bütünleşmiştir, şiir ile bütünleşmiştir, sanatla bütünleşmiştir. Hatta pratik hikmet diyebileceğimiz irfan ile bütünleşmiştir. Tüm bunları gözden uzak tutarak Türkiye’de özgün bir felsefe oluşturmak mümkün mü? Elbette felsefe edebiyat değildir, sanat değildir, pratik bilgelikten fazla bir şeydir. Ama felsefe bunlardan istifade etmeli ve bunlarla birlikte bir tefekkür oluşturmalıdır. Türk edebiyatından kopuk, Türk şiirini hissetmeyen, Türk sanatlarından tamamen uzakta ve Türk pratik bilgeliğinin felsefece ne anlama geleceğini asla düşünmeyen bir felsefeyi hayatımıza ne oranda dahil edebiliriz ? Ancak bu noktada üzerinde önemle durulması gereken bir husus var. Bir felsefenin tutarlılığı iç hesaplaşmasının sağlamlılığından gelir. Bir takım heyecanları gerektirse de heyecanlara sürüklenmez. Doğası gereği sanatçının dünyasında her zaman duygu taşmaları ile karşılaşmak mümkündür. Filozoflar coşkuyu, coşkuyla gelen sereserpeliği sanatçılara bırakmışlardır. Felsefe duygu taşmalarından çok sabrı, dış dünyada dağılışlardan çok iç dünyada arayışları gerektirir. O yüzden filozoflar arasında arkadaşını kurşunlayan ya da kulağını kesen birine rastlamak pek mümkün değildir. Eğer felsefe bizimse kendi zenginliğini Türkçe’de bulan bir felsefe olmalı. Eğer bu topraklarda oluşturulmak istenen düşünce tarzı Türkçe’nin farkına varmadan, onun taşıdığı üslupları içine sindirmeden, onun miraslarına nüfus etmeden sadece tercüme ediyoruz diyerek kendi ürettiğimiz ve kerameti kendinden menkul bir dille yapılacaksa bunun hayata geçirilme zorluğunu hep beraber tartışmamız gerekir. Hayatımıza monte edebileceğimiz bir felsefeden bahsediyorsak bu bizim dilimizden çıkmalı. Ama hemen şu yanlış anlamayı da ortadan kaldırmak gerekir. Onu evrensel boyuttaki felsefe ile karşı karşıya getiren onlardan tercümeler yaparak ama onlara da tercümeler yaparak bu dilin sınanması, bu dilin zenginleştirilmesi gerekir. Bu felsefenin çıkış noktası yerel ama ufku evrensel olmalı yani kaynağında bizim kavrayışında evrensel olmalı. Felsefe kültürün içinde yerini bulur. Yerel kültürün doğurgan bir düşünce kaynağı haline gelmesinde felsefenin yadsınamaz rolü vardır. Eğer bize özgü bir düşünce tarzı, bir felsefe geliştireceksek bu sahip olduğumuz kültürde kendimizi ifade ettiğimiz bir dil olmalı. Bizim dilimize baktığımızda tam bizim düşünce tarzımızı, tefekkürümüzü yansıtan aynı zamanda Batı dillerine tercüme etmekte zorlanacağımız belki de tercüme edemeyeceğimiz terimlerle, kavramlarla karşılaşırız. Örneğin karşılığında ne dersek diyelim, tercüme etmekte çok zorlanacağımız bir kelime. Gönül. İster kalp, ister yürek diyelim tam tercüme edemeyiz. Ama bu kültürde yetişmiş olanlar bunu çok iyi anlarlar. Çünkü bizim yaklaşımımız adeta bir gönül medeniyetidir. Gönülden konuşuruz, gönülden severiz, gönülsüz olabiliriz belki de hakikati anladığımız yerdir gönül. Kısacası bana göre gönülsüz bir Türk düşüncesini ortaya koymakta epey zorlanırız. Batı dillerinde karşılığı tek kelime ile anlatılamayacak bir terim daha ; edep. Edep ölçüdür, kendini bilmektir, kendi sınırlarını bilmektir, kibar olmaktır, nerede ne yapacağını bilmektir. Hatta tasavvufta, Allah’ı her yerde görüyormuşçasına hareket etmektir. Kısacası zor tüketilecek bir kavramdır. Neden bu kavramlar üzerine felsefe yapmıyoruz. Bunlar bizim zenginliğimiz ama biz bu zenginliğin farkına varmıyoruz. Sadece montaj sistemlerle düşünce tarzımıza yön vermeye çalışıyoruz. Eğer bir gün bir Türk felsefesi olacaksa, bu felsefe kendi kültüründen aldığı ışıkla dünyayı bilen, onunla içli dışlı olan ve dünyayı en uzak köşelerine kadar kavrayan bir felsefe olmalıdır.

Svg.Syg.
maviboncukludelikanlı
__________________
Mustafa Sinan ACARSOY
Samsun 1970



Sinan ACARSOY isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-06-2007   #2 (permalink)
ZIPKINCI
 
Bahadır CESUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21-09-2006
Nerden: Fethiye - İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 410
Bahadır CESUR - MSN üzeri Mesaj gönder
Sinan Bey
öncelikle okuduğunuz kitabın ismini öğrenebilir miyim? Bir dönem epey felsefeye merak sarmış ve bu konularda okumuştum. Bunun yanında aslında Türk felsefesi yok demek çok da doğru bir tespit olmayabilir. Bu konularla ilgilenen çok değerli insanlar var. Bunlardan bir tanesi benim bizzat tanıştığım Mustafa Altınay beyefendidir. Kendisi www.felsefeturk.com sitesinin sahibi ve yöneticisidir. Felsefe konusunda söyleyecek çok sözü vardır ve karşısındaki hangi yaşta olursa olsun ondan mutlaka birşeyler öğrenecek şekilde sizi dinler.
Felsefe konusunda onunla haberleşmenizi tavsiye ederim.

Felsefe bizim toplumumuza uzak bir kavram demişsiniz. Bu sözünüze katılıyorum bunuda aslında bizim toplumumuzdaki hareketliliğe bağlıyorum ben. Biz o kadar tez canlıyız ki durağan şeyler bizi çok çabuk sıkıyor. Örneğin felsefe alanında birşeyler ortaya koyabilmeniz için önce o konuda bir bilginiz olmalı ki bundan birşeyler çıkartın. Bu bilgi nereden sağlanacak , okuyarak. (Zaten okumayı sevmeyen bir toplumuz) Hadi okuduk diyelim sonra ne yapacağız . düşüneceğiz (onuda pek sevdiğimizi söyleyemeyeceğim) Hadi aşamayıda geçtik sonra ne olacak, bu konularda fikirlerimizi ortaya koyacağız. (futbol konusunda deseniz hadi neyse de ) Biz fikir üretme konusunda da çok başarılı değiliz. (Tabii şeytanlık ve cinliklerimizi dahil etmiyorum)
Sizce yukardaki düşünceler ışığında biz toplum olarak bir felsefe ortaya koyabilir miyiz? Ancak bireysel bazı çabalar olabilir ancak gerçek anlamda bir felsefe ortaya koymamız bana zor geliyor.
__________________
Bahadır CESUR - 1979
Bahadır CESUR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-06-2007   #3 (permalink)
ZIPKINCI
 
volkanince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21-08-2006
Nerden: İzmir
Mesajlar: 1.083
volkanince - MSN üzeri Mesaj gönder
Ben bu konuda kimseye akıl verecek yada tavsiyede bulunacak durumda değilim.Ama kendi görüşümü beyan etmek isterim Türk toplumuna Felsefesiz demek bence yanlış olur ama yıllardır freud larla bilmemkimlerle kısaca devşirme yöntemler kullanıldığı için biz kendi felsefemize yabancılaştık.Göktürk kitabeleri kendi başına bir felsefedir bir Türk hükümdarının millet ve devlete bakış açılarını gösterir,Kaşgarlı mahmut un kutad gu bilig'i başlı başına bir felsefenin çıkış noktasıdır.Yunus Emre beyitleri,Mevlana mesnevisi,Hoca Nasreddin fıkraları insanların ALLAH'a,Kul'a,töreye,yasaya yada yaşanan olaylara bakış açılarını ve felsefelerini göstermezmi ?
__________________
Avına olan saygın,kendine olan saygını gösterir.
Volkan İNCE 1977 MANİSA/İZMİR
volkanince isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-06-2007   #4 (permalink)
Yönetici
 
Sinan ACARSOY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03-05-2005
Nerden: İSTANBUL
Yaş: 38
Mesajlar: 2.191
Sinan ACARSOY - MSN üzeri Mesaj gönder
Bahadır bey; kitap Afşar Timuçin'den. Felsefe bir sevinçtir.
Volkan bey;ben söylemek istediğimi bir cümleye düşüreyim isterseniz.
Eğer bir Türk felsefesi soyuttan somuta getirilecekse bu Türkçe olmalı,bizden çıkmalı.


Sanırım netleşti.
Svg.Syg.
__________________
Mustafa Sinan ACARSOY
Samsun 1970



Sinan ACARSOY isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
EY TÜRK OĞLU TÜRK ! dentice48 Zıpkıncı Kahvesi 3 22-03-2007 22:59
Balık Felsefesi coldfire Zıpkıncı Kahvesi 6 27-02-2007 22:16
Son Üç ''Çılgın Türk'' Murat TÜRKOĞLU Zıpkıncı Kahvesi 3 23-09-2006 22:53
Türk felsefesi didem Zıpkıncı Kahvesi 17 05-01-2006 00:24
türk ))) hürkan Zıpkıncı Kahvesi 7 30-11-2005 21:04

rgtcolumn




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:30 .


Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180