İMBAT SUALTI GÖRÜNTÜLEME TOPLULUĞU
ÇEŞME EKSPEDİSYONU / 27 Haziran 2009
Slayt Gösterisi İçin Tıklayınız.
Haziran ayı başında kurduğumuz "İmbat Sualtı Görüntüleme Topluluğu" olarak 6-7 Haziran 2009 tarihindeki Mordoğan-Karaburun dalışından sonra ikinci gezimizde rotayı Çeşme’ye çevirdik. Çeşme’de pek çok güzel dalış noktası var. Dolphinland (Mehmet Huz) ile gerçekleştirdiğimiz organizasyonda Monem batığı ve Yatak Odası Adacığı’na iki ayrı dalış yaptık. Bu arada bizim için ayrı bir tekne ayarlayan, birebir herkesle ilgilenen, hatta ikinci dalışta bizzat rehberlik yapan Mehmet beye teşekkür ederiz. Ayrıca kaptanımız Öner Nas ağabeye de teşekkür borçluyuz. Bu kadar güzel ve rahat bir tekne zor bulunur. Tüm bu organizasyonu gerçekleştiren ise sevgili Bülent Şelli idi, sağolasın dostum, eline sağlık!
MONEM BATIĞI
Monem Çeşme Dalyanköy’den on-onbeş dakikalık bir mesafede. Monem’in tarihçesini ve detaylı bilgiyi İnternetten araştırdım ve dalış eğitmeni sayın Gencer Özdemir’in sualtı gazetesinde yazdığı şu kısa ve yararlı bilgiye ulaştım:
“Monem 1956 yılında inşa edilmiş olan bir yük gemisidir. Ekonomik ömrünü tamamladıktan sonra Aliağa Gemi Söküm tesislerindeki kaderini yaşamaya giderken 2004 yılı Kasım ayında Çeşme açıklarında batmıştır. Aradan geçen dört yıllık süreçte batık üzerinde ki canlı doku kendi hakimiyetini kurmuştur. Deniz canlıları ve dalış turizminin hizmetindeki batık, yetmiş beş metrelik uzunluğu ile on sekiz metrede karinasının üzerinde uzanmakta ve her seviyedeki dalıcıya ziyaret şansı tanımaktadır. Ambarları ve kaptan köşkü batık uzmanlığı eğitimi alan dalıcıların ziyaretine açıktır fakat metal geminin sürekli olarak tuzlu suyun yarattığı korozyona maruz kaldığı unutulmamalıdır. Tüplü dalış eğitimi almamış olanlar snorkeling yapma şansına sahiptir. Monem batığına yaptığımız dalışta gördüğümüz iri iskorpitler, sürü halinde dolaşan akyalar ve egenin diğer balıkları bize yaptığımız dalıştan daha da zevk almamızı sağladılar.”
Çok istediğim halde Monem’in içine girip fotoğraf çekmeye cesaret edemedim. Üzerimde bulunan shorty’nin koruması zayıftı ve ben de henüz tek yıldız bir dalıcı olarak yeterince tecrübeli değildim. Monem bir yere kaçmadığına göre ileride onunla başka bir randevumuz olabilir nasıl olsa.
YATAK ODASI ADASI
Güzel bir öğle yemeğinin ardından öğleden sonraki dalış için Yatak Odası adlı adacığa doğru demir aldık. Yine onbeş yirmi dakikalık kısa bir yolculuğun ardından dalış noktasına ulaştık. Bu adacığa neden bu garip ismin verildiğini sorduğumda arkadaşlardan iki farklı yanıt geldi. Adanın sualtındaki zemininin bir yatak gibi olduğu için bu ismin verildiği söylendi. Diğer yanıt ise, fokların çiftleşme ve üreme mekanlarından biri olduğu ve adacığın içindeki koridor ve minik mağaraların bu iş için biçilmiş kaftan olduğu biçimindeydi. Fotoğraflardan da göreceğiniz üzere bu ikinci seçeneğin doğru olması daha güçlü bir seçenek. Zira gerçekten de adacığın altı, odacıklar biçiminde girişi ve çıkışı olan galerilerden oluşmakta. Bu da ışık ve gölgenin dansına yol açan çok fotoğrafik görüntüler sunuyor. Dalışa suyun altı yedi metre altındaki bir “kemer”den başlanıyor. Bu doğal bir kemer ve altında büyük bir sargoz kolonisi barındırıyor. Onları ürkütmeden Kemer’in altına dalıp diğer yandan geçiyoruz ve adanın etrafındaki turumuza başlıyoruz.
Gencer hocanın cümleleriyle devam edecek olursak:
“Kemer’in altından geçtikten sonra 7 metredeki mağaranın duvarlarına yuvalanan böcekler ve mercanlar fotoğraf makinemin hafızasında yerini alıyor. Mağaranın tepesindeki açıklıktan içeri giren güneş ışınlarının yarattığı şölen gerçekten görünmeye değer. Mağaraya ilk giren olmak her zaman avantaj katmakta zira zemindeki bembeyaz kum hareketlendiği zaman görüş ve manzara uzun süre bozuluyor. Yatak odasında baraküda sürüleri, karagözler,orfozlar ve böcekler sıklıkla görebileceğimiz canlılar.”
Nitekim biz de bu dalışta; laos, deniz tavşanı, müren ve ahtapot başta olmak üzere pek çok güzel canlı gördük. Ne yazık ki ben dalıştan önce planlamamı geniş açı lense göre yaptığımdan yüklediğim karelerde bunları göremeyeceksiniz. Dalış partnerim Ahmet Bartın genellikle makro objektifle çalıştığı için, onun karelerini ben de merakla bekliyorum. Bu güzel dalışın sonunda tekneye çıktığımızda ise bir Mehmet Huz klasiği olan sıcak irmik helvaları bizi bekliyordu. Onca güzelliğe ve yorgunluğa ancak böyle bir final yakışırdı zaten!
Denizsiz kalmayın!




LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla




Paylaş