Herkese selamlar.
Geçen yazdan beri zıpkın avı sitelerini okuyorum. Bu mera konusunda 40 çeşit insandan 40 çeşit fikir okudum. Hala bi yere gelemedim.Sorularıma alacağım cevapların hem beni hem kıvranıp duran acemi arkadaşları aydınlatacağına eminim.
SORU 1: mera isminin menşei koyunların otladığı mera mıdır.(yani hani koyunun çok olup dolanıp durduğu otlandığı nerdeyse bütün gün durduğu alanlar. Yani koca dağda yaylada koyun görmek istiyorsan direk meralardan birine gidersin. Böyle bişeymi)Bu soru genel merak sorusuydu. Diğerleri daha ciddi.

Sorunun özü şu; mera zıpkıncılar tarafından takılan bi benzetme ya da lakap mı?
SORU 2: Mera söylenmez, mera söylenmez. Artık bu laf beynimde çınlıyor. Anlaşıldı mera söylenmez, Sebep olarak kimisinden mantıklı kimisinden mantıksız bi sürü şey okudum, dinledim. Sonuçta söylememenin daha evla olduğuna karar verdim. Lakin söylememek için önce bi meramızın olması gerekiyor. Mera bulmanın edinmenin sırrı. Her dalış gününde sırasıyla gözümüze iyi gözüken yerlere dalıp deneme yanılma yöntemi midir. Yoksa emektar bi zıpkıncı bulup abi abi abi diye peşinde dolaşmakmıdır.
SORU 3: Bir yerin mera olması için nelere sahip olması gerekir. Yani gittik bi yer gördük dip yapısı gayet güzel, görüş net, biraz yosun biraz kum biraz kaya biraz topuk aynı evde süslediğimiz akvaryum gibi kısacası. Zıpkına değecek balık az ama hiç yok değil. Böyle mekana mera diyebilirmiyiz. Eğer mera olursa böyle biyer artık benim de bir meram var.
Yoksa bi yere mera demek için balığın kaynıyor olması mı lazım. Dakika başı bi levrek grubu, dakika başı bi çipura, sağdan soldan sürekli sarpa veya kefal sürüleri gördüğümüz yerler mi meradır yoksa. Açıkcası söyliyim ben haziran da marmaris yalancı boğaz daydım(magiclife oteli tam marinanın teknelerin karşısı girin google earth ten bakın) Otelde insanların arasında zıpkın olmaz dedim. Sadece dalıyım dolaşayım dedim ki ne göreyim. Sanki balık çifliğinin havuzuna dalmışım. Aklım yerinden çıktı. Yahu arkadaş insanlar çoluk çocuk yüzüyor milletin arasında eşşşeeek gibi
kefaller, mırmırlar. (bak gene fenalaştım hatırlayınca) bi tane iki tane de değil ha. aynı kemeraltı kalabalığı gibi. Çıktım şaşkınlıktan 3 tane sigara içtim. en sonunda dayanamadım bagajdan çıkardım zıpkını. otoparktan sahile kadar o kadar görevlinin içinden saklaya saklaya zıpkını sahile getirdim attım çalıların içine. ordan bi el çabukluğu hop denizin içine. 10 gün kaldık otelde on gün o zıpkını suyun dibinde sakladım üstüne taş koydum falan filan. Hergün sabahın köründe kimse yokken daha kefaller vurdum. 2 tane yeni doğurmuş kedi vardı hergün lök gibi kefal yediler. Tilki geldi bi gece yedi 1 tanesini. Falan filan.
5 tanede çipura gördüm vuramadım. İşte hikaye kısaca bu. Yani asıl mera bu mudur. yoksa bu istisnai bir durum mudur.
SORU 4: kendimiz bir yeri mera yapabilirmiyiz veya orta halli bir yeri daha verimli bi hale getirebilirmiyiz. Bu imkansız mıdır. Çoook para ve uğraş gerektiren hayali bi meşgaledir. Yani bi fikrim var söyliyim: Benim bi kamyonetim var, bir de keşfettiğim bi yer var.(soru 3 deki meramıdır diye sorduğum yer.) şimdi ben tutsam atelyemde hurda demir ve saclardan yapay resif olacak bişeyler yapsam da (gemi batırıyolar ya aynen öyle şekilli yuva olabilecek şeyler yani rasgele demir yığını değil) sonra götürsem oraya 10 - 12 - 15 mt kumun yosunun ortasına kondursam (nasılını sormayım planı projesi finansmanı herşeyi hazır. su dibinde birbirine galvaniz tellerle birleştirilecek büyüklüğü hyundai h 100 panelvan kadar belki biraz daha büyük olacak. taşıyıp batırılma planları da hazır

) Yani bu fikir nasıldır. Yapılırsa bi kaç sene içinde burası daha canlı olur mu. Yoksa öyle vasat biyer olarak kalmaya devam eder mi orası. Ne dersiniz çok mu manyakça bi fikir, valla ben de bilemedim.
Şimdilik aklıma bu kadar soru geldi. Bırakın cevap vermeyi bu yazıyı üşenmeyip okuyana bile teşekkürler. hadi eyvallah.