| sn. fuat öztürk;
kısa net ve bizden bir dille bu sporun ne gerektirdiğini ve ne gerektirmediğini anlatmışsınız, ellerinize yüreğinize ve beyninize sağlık ... ve pek tabii ki sonsuz teşekkürler ... umarım siz ve sizin gibi abilerimiz ustalarımız bizi hep böyle uyarır ve doğru bilgiler ile donatarak yaşamımızı ve hobimizi daha güvenli hale getirmemize yardımı olur ...
bu konuda naçizane bende birşeyler yazmak istiyorum ;
ben amatör bir zıpkıncı olarak ozan kardeşimizi kaybedene kadar genelde daha derine nasıl inerim daha çok nasıl balık vururum düşüncesini güdüyordum ... pek tabiiki evli ve bir kız babası olmam birçok duyguma gem vurduğu gibi hırslarıma da gem vuruyordu ... ancak ne olursa olsun, hele hele bence usta dediğim kişiler ile dalışa gidip onların derinlerde kaybolup ellerinde 3-5 kiloluk balıklarla dönmesini gördükçe, kendime engel olamıyordum ... bu işin ne derece dikkat istediğini ve ne kadar da tehlikeli olduğunu ise o dönemlerde çok çok iyi bildiğimi düşünüyordum ... yabancı dilim ve işim itibarı ile gerek türkiye gerekse yurtdışında bulunan birçok site ve foruma üyeyim ve şimdiye kadar bu konuda okuduğum öğrendiğim yüzlerce eğitici döküman ve görsel vardı ... ancak senkop hakkında aslına o kadar da çok şey bilmediğimi kötü bir tecrübe ile öğrendim ...
tüm bunlara rağmen geçen yıl yaz aylarında karaburun'da birkaç usta diyebileceğim arkadaşımla dalış yaparken 16m lerde başlayan ve derine inen bir topuğa gittik ... yukardan topuk üzerinde dolaşan sinaritler bariz görünüyordu ... ayrıca sargoz ve eşkina kaynıyordu ... oraya kadar kıyıdan yüzerek ulaşmıştık ve o zamanlar ayağımda progrena standard plastik palalı bir palet vardı -ki malzemenin aslına ne kadar önemli olabileceğini de o gün anladım-. satıhta arkadaşlar dinlenip nefeslendikten sonra aşağıya inmeye başladılar, ben ise daha o kadar derine hiç inmedğim için biraz çekinerek onları izliyordum ... bu arada sığ su bayılması hakkında yeterli anlaşılır bir teknik bilgiye henüz sahip değildim ... derken hafif akıntının da etkisi ile 16m civarı olan yerlere geldim ve irice bir sargoz'un bir taşın altına girdiğini gördüm ... iyice nefeslenip ve hatta birazda hiperventilasyon yapıp aşağı inmeye başladım ... elbisem 5mm bahçevan tip cressi competetion ve belimde yaklaşık 10kg ağırlık vardı ... dolayısı ile 5m den sonra rahat 10m den sonra düşerek önce yavaş sonra hızlı zemine vardım ... hemen taşın oraya seğirttim ve balığı gördüm, ancak nefesimin daha doğrusu oksijenimin bitmek üzere olduğu sinyalini de ilk orada aldım ... acele ancak bana göre net bir atışla balığı vurdum ve hemen yüzeye doğru hamle yaptım ... ancak enteresan bir şekilde yukarı çıkamıyor çok yavaş ve sert hamlelerle ancak ilerleyebiliyordum ... bu şekilde belli bir süre palet çırptıktan sonra yüzeye yaklaşık 5m kala rahatladım ve istediğim hızı yakaladım dediğim anlarda artık oksijenimin tamamen kalmadığını hissedip inanılmaz korktum ve bir anda kalp atışlarım sanırım 100 civarına çıktı ... bundan dolayı anında kana karışan adrenalin ile bir anda acaip bir sıcaklık inanılmaz bir heyecan ve bir yandan da korku yaşamaya başladım ... tam yüzeye geldiğim anda -ki en çok 30cm vardı- birden gözlerimin karardığını ve sanki birileri ışığı kapatmışda gece olmuş gibi olduğunu hissettim ve pek tabii ki daha çok korktum ... o esnada gerek yüzeye çok yakın olmam gerekse korku ile inanılmaz hızda palet çırpıyor olman ile çok kısa yani böyle anlık diye tabir edebileceğimiz bir süre ile yüzeye vardım ve avayı oksijeni hissederek hemen bir nefes alıp hızla vererek derin bir nefes daha aldım ... anında görüntüler geldi ortam aydınlandı ve ben rahatladım ancak o kadar çok adrenalin salgılamış o kadar çok korkmuştum ki yaklaşık 5-10dk boyunca 100-120 den az olmamak kaydı ile bir kalp atışına ve titremeye tutuldum ... bu arada herşeye rağmen zıpkını bırakmamış ve balığı da almıştım ... yani bir yandan buna sevniyor ve bu derinliğe inebildiğim için kendimle gurur duyuyordum, ayrıca satıhta bulunan usta diyeceğim kişilere de rüştümü ispat etmiş olduğumu düşünüyordum ...
ozan'ı kaybedişimizden sonra bu işin bu kısmına yani tehliklere ve senkop olayına merak sarıp araştırıp iyice öğrendikten sonra düşündüğümde, aslında ne kadar büyük bir hata ve ne kadar aptalca bir iş yaptığımı anladım ... resmen kendi hayatımla üçyüz gramlık bir sargoz için oynamıştım ... daha da kötüsü o gün hiçkimse bana bu şekilde buraya inme yada ineceksende başka zaman daha az ağırlık ve daha iyi bir paletle in dememişti ... şimdi oarada bulunanları suçlamak istemiyorum, çünkü deseler bile belki dinlemeyip yine inmeye çalışırdım ancak hiç bir uyarı yapılmaması gerçtekten düşündürücü bir durum ... demekki o arkadaşlarım da bunun bu derece ciddi olduğunun farkında değillerdi yada belki saçma ama acı bir gerçek ; BİLMİYORLARDI ...
uzun lafın kısası, bir amatör olarak ben bunu yaşadım ve arkasından bir kaç ay sonra sevgili ozan'ımızı kaybettik ... toz pembe olan "haha-hihi" görünen herşey bir anda siyaha ve mateme dönüştü ... olayın aslında ne kadar büyük bir sorumluluk ve dikkat gerektirdiği bize çok ama çok acı bir şekilde ispatlandı ... bundan daha net bundan daha açık ve bundan daha acı hiçbir ders bu işin tehikelerini bize ispat edemezdi ... ben ozan'ı kaybettikten sonra hep 10m civarlarında avlandım ... o süreden bu zamana kadar daha çok dalış ve daha çok tecrübe kazanmama ve çok daha iyi malzemeler ile daha az ağırlık ile dalmama rağmen buna hep dikkat ettim ... birkaç kez döküntü uçlarına zeminden ilerlerken yada gördüğüm bir balığı takip ederken 16-18m yaptığımı farkettim ve hatta geçenlerde marmaris'de vurduğum ceylan'ın bulunduğu merada 18m yaptığımı saatimde görür görmez hiçbirşeye bakmadan yukarı çıktım ... çünkü bir balık için böyle bir risk almaya asla ama asla değmezdi ... arkadaşlarım, abilerim, kardeşlerim ; azçok vurduğum balıkları burada sizinle paylaşıyorum ... gördüğünüz gibi 10m e daha az derinliklerde de balık avlanabiliyor ... bu iş ticaret için yapmadığımıza göre bize yetecek karın doyuracak balığı zaten bu derinliklerde alıyoruz ... lütfen sadece balık için daha derine inmeyin inmeye de çalışmayın ... yapacaksanızda mutlaka iyi bir eğitim sürecinden sonra kontrollü ve buddy ile güvenli olarak yapın ... sn. fuat öztürk gibi birçok usta abimiz hep bunu diyor dikkat ederseniz, bir kerede benim gibi amatör bir kardeşinizden duyun, dinleyin ...
malzeme konusunda da birkaç şey söylemek istiyorum ; o dalışımdan sonra kompozit palalı paletler aldım ve paletin dalış için ne kadar önemli olduğunu daha çok anladım ... kıyı avı için gerekli değil ancak 10m civarlarında bile avlansanız mutlaka iyi bir palet kullanmaya gayret edin ... ayrıca kıyı avı için yine geçerli olmamak kaydı ile yine 10m lerde yapacağınız avlar için mümkün olduğunca az ağırlık kullanın ve kemeriniz mutlaka kolaylıkla atılabilecek cinsten olsun ... naçizane bunları yazmak istedim çünkü aynı yaşta ve aynı meslekte olduğum pırlanta gibi aslan gibi bir delikanlıyı aldı bu deniz sevdası ... ben hem bir arkadaş hem bir meslektaş hem bir zıpkıncı hem bir deniz sevdalısı ve en önemlisi hem de bir BABA olarak bunun acısını inanın çok derinde hissettim ...
her ne kadar sürçü lisan ettimse affola ...
__________________ " mevzubahis VATAN'sa, gerisi teferruattır !!.. " |