İlk akyam...
Sedat ve Oğuz kardeşlerimle yaptığımız keyifli avın hasılatı
Veee sonuç...
Yaklaşık 4 metrede yüksekçe bir taşın altına bir oyuk vardı. Onun içine sığacak biçimde yattım. 30-40 sn sonra karşıdan beliren silüet birdenbire büyüdü. Balık yan verdi ama daha 7-8 metre uzağımdaydı. 1-2 döndükten sonra tekrar yanaştı. Bu kez 3-3,5 metre önümden geçerken, ben menzilin yetip yetmeyeceği konusunda tereddüt yaşarken tetiğe bastım. Koçum 90 lık pathosum. Bana bugüne kadar neler vurdurdu, daha da vurdurmaya devam ediyor. 6mm lik şiş gördüğünüz gibi aslında kötü yerinden gir. Balık önce aşağı sonra yüzeye doğru hamle yaptı. Bu arada ipi de bir taşın altına doladı. Ben son bir uzama hareketi ile ipi taşın altından kurtarıp yüzeye çıkıp soluklanmaya başladım. Bu arada makarayı da gevşettim.
Balık birden makarayı boşaltmaya başladı. Ben tüfeği bırakıp ipten tutuna tutuna takip ettim. Balık yaklaşık 15-20 metre uzağımda kalmıştı. Bir yandan da kaçmasın diye içimden dualar okuyordum. En sonunda paşazade yorulmuş olacak ki dibe inip soluklanmaya başladı. Ben de bıçakla üzerine atlayıp Tarzan gibi balığı söndürdüm.
Balık sönünce şöööle bir seyrettim ve tekneye bıraktım. Oğuz ve Sedat ta birer tane sarıkuyrukla tekneye dönünce keyifler gıcırdadı tabii..
hayatımın en güzel trofesiydi. 4 kg. geldi. Sarıkuyrukların biri 1,5, diğeri de 1,750 kg geldi. Burdan bu güzel avı yapmama vesile olan iki değerli dostum Sedat ve Oğuza bir kez daha teşekkürlerimi sunarım. Daha nice güzel avlara beyler...en kötü günümüz böyle olsun..
Bu arada balığın lezzetini saman gibi bulanlara katılmadığım belirtmem lazım. Balıkları zevkle yeşil fasıl ve tekirdağ eşliğinde götürdük. Gayet de lezzetliydi.