Herkese merhaba,
Bu hafta sonu Güray ve kardeşi Sedat ile beraber Karaburun tarafındaki yazlıklarındaydık. Kısa bir süre önce uzun araştırmalar sonucunda şiş kanallı, açık kafalı yeni bir tüfek almıştım ve tüfeği denemek için sabırsızlanıyordum. Tüfek normalde mafsallı palamutla satılıyordu; palamut gövdeyi çizmesin,sessiz olsun vs. diyerek mafsallı palamut yerine ip palamut takmıştım-ki günün belirleyicisi bu hareketim oldu.

. Şansımıza deniz hafif çalkantılı, hava güneşliydi.Öğlen Güray ile ben suya girdik, Sedat ise kıyıda biraz turlayıp eve çıkacaktı. Suya girdikten sonra alışık olmadığım için ip palamutla yapamayacağımı anladım, bu dalışta da boşa zaman geçirmek istemiyordum . Ne olur ne olmaz diye eski bir mafsallı palamutu yanıma almıştım. Hemen ip palamutu çıkartıp mafsallı palamutu taktım. Tüfeği kurduktan sonra “bakalım nasıl atıyor” diyerek şöyle bir yattım. Kumun üzerinde bir hedef seçip bastım tetiğe...Lastik adeta patladı, “iyi, güzel” derken tüfeği topladım. Kurarken bir baktım ki palamut kırılmış. O anki şaşkınlıkla kafamı sola çevirmemle yanımdan geçen 6-7 levrekle göz göze gelmem bir oldu, büyükler biraz daha uzaktaydılar tabii ki. Hemen kafayı sudan çıkartıp Sedat'a baktım ama Sedat gitmişti. “Sedaaat” diye bir bağırdım, sonra tekrar palamutla uğraşmaya başladım. 2-3 dakika sonra Sedat geldi, artık nasıl bağırmışsam ta evden duymuş. Sedat'tan evdeki başka bir tüfeğin üzerindeki palamutu getirmesini rica ettim, sağolsun palamutu getirdi ama olmadı. Bu sefer gitti o tüfeği getirdi, yine olmadı...

Ben nefes bitmiş, moral olarak nötr (negatif değil nötr

) bir şekilde sudan çıktım. Paletler, 12 kilo ağırlıkla oflaya puflaya merdivenleri çıkarak eve gittim. İp palamutla kırılan palamutun sağlam yerlerini birleştirerek yeni bir palamut yaptım. Hurra tekrar aşağıya... Sonra Güray'ın yardımıyla problemi çözdüm ve dalışa başladım. 13.20 gibi suya girmiştik ama ben ava başladığımda saat 14.40 civarıydı. Güray ilerde bir yeri tarif ederek güzel levreklerin olduğunu söyledi. İyi bakalım dedim, oraya gelince yattım ve biraz sonra tek bir levrek hafif açılı olarak geldi. Balık yaklaşırken “acaba döner mi, ürker mi” vs. düşünürken çok da beklemeden tetiğe bastım. Balık çok kötü bir yerden vuruldu ancak fazla oyalanmadan balığı zaptettim. Tüfeği toplayıp biraz daha ilerde tekrar yattım. Bu sefer ufak levrek bir arkadaşıyla beraber bodoslama geldi. Balığın sadece kafasını görüyordum, yan vermesini bekledim ama nafile. Biraz daha beklesem balık şişi öpecekti herhalde. Artık balık şişe çarpacak gibi olunca “ne yapalım” diyerek tetiğe bastım. Açık kafalı tüfekle ilk defa daldığımdan olsa gerek bunu da çok kötü bir yerinden vurdum. Balığı dizgiye taktıktan sonra “2 yatış, 2 atış, 2 levrek” olunca o gün güzel bir av yapacağımı düşündüm. Ancak 2 dakika geçmeden ilerlediğim tarafa doğru balıkçı teknesi gelip ağ attı. Ben de mecburen başka tarafa yüzdüm. Gün sonunda av “2 yatış, 2 atış, 2 levrek” ile bitmişti ama buna da şükür.
Pazar sabahı biraz geç, biraz da baş ağrısıyla kalktığım için dalmadım ama çok pişmanım.
Hafta sonunun güzel anlarından biri de pazar günü dönerken “şimdi karşıdan Cüneyt Abi gelir mi” diye düşünürken bir baktım 35 CUN geliyor.

Arka kolktukta yayıldığım için anca el sallayabildim, arabadan da olsa Cüneyt Abi'nin yüzünü görebildik ama o büyük ihtimalle görmedi.
Hepimize iyi avlar.