Gökhan'ın son gelişinden bu yana 2 ay geçmişti ilk geldiğinde gittiğimiz misafir merası onu tatmin etmemişti

haftalar öncesi bayram tatilinden 1 günü dalış için ayırmıştık ve bu sefer geçen seferkine göre daha iyi bir av bekliyorduk.21 Aralık akşamı son bir konuşma yaparak; aksama olup olmadığını konuştuk herşey yolundaydı gün bizimdi. Gökhan'la konuştuktan sonra biraz daha zaman geçirip erkenden yatmalıydım diye düşünerek telefonun alarmı kurup yattım.Gökhan bana hemen hemen 40 km yerden gelecekti bende ona göre kalkacaktım sabah 6 da yola çıkan Gökhan için 6:30 da benim yanıma gelmesi zor olmayacaktı. Sabaha doğru bi ara kalktım telefonun saate baktım alarm çalmamıstı daha erken diye düşünürken bırde ne olur ne olmaz kolumdakı saate baktım ne göreyim aksam saati bir saat geri ayarlamışım telefonun hemen Gökhan'ı aradım Gökhan Bodrum'a gelmişti yatak sıcacık hava buz kesmişti adeta biraz yatak keyfi yapacaktım halbuki:S apar topar aldım eşyaları çıktım yola Gökhan'da tam o sırada eve ulaştı benim,yolda benim badi Nazmi'yide alarak koyulduk meranın yoluna Gökhan bir yandan "delimiyiz oğlum sabah sabah benı kaldırdın getirttin taaa İzmir'den" diyerek veryansın etmekte ben sabah mahmurluğunu atamamış bir halde Gökhan'ı sabah dalışı konusundaki ısrarını saygıyla anmaktaydım

meraya ulaştığımızda bizi bir sürpriz karşıladı sahile inen yolda "özel mülktür girilmez" yazısı deli olmuştum; deniz kenarı 100 mt aşağıdaydı daha önce arabayla inmiştik gerçi gördüm ki toprak yolu akan yağmur suları kazmış ve arabanın geçemeyeceği bir hale sokmuştu.Yanımıza aldığımız sıcak su imdadımıza yetişti ve arabanın yanında giyinip eşyalarıda yüklenip koşmaca denizi tutturduk.Biz Nazmi ile hazırdık ama Gökhan elbisenin üstünü henüz giymiş değildi, ben Gökhan'a ne kadar ısrar ettiysem de "Bi levreklere bakıvereyim sen giyinirken" diye her seferinde zipkiniyla beni tehtitkar yaklaşımlarıyla engelledi

Denize gireceğimiz yerdeki 1 çift terlik dikkatimizi çekmişti ama bizden başka akıllının bu soğukta yatağından kalkıp gelecegini hiç düşünmemiştik.
Ve sonunda sudayız dakika 1 gol 1 karşıdan gelen dalgıç amcayla selamlaştık ama gördüm ki ayrı kulvarların zıpkıncılarıyız belindeki deterjan elindeki 45 lik zıpkın ahtapotçuyum ben diyerekten yanımdan geçmesi beni birazda olsa mutlu etmisti.İlk levrek: taşın arkasından gördüğüm balık bir anda ortadan kayboluyor ve arkasından bir tetik sesi badi Nazmi'nin altına yatan balık badimin yarışmada kazandığı freesub golden horn cabrio tüfeğini ilk suya sokuşu; balık taşın üstünde durduğundan ilk atışı kayaya yapmak istemiyor ve kaçış

sonuç hüsran moral bozmak yok diyoruz ve yola devam cam gibi mera ama bugün bulanıkbalık yok

.ilk dalışlar 5-6 mt gibi başlıyor biraz daha ilerledikten sonra Gökhan 15 lerde güzel taşlar buluyor ben iniyorum ama ortada kimse yok ve bu derinlik bana biraz fazla geliyor tekrar denemiyoruz yola devam.Hava sertleşiyor diyorum Gökhan:"Ben iyi hava okurum öğleden sonra bu hava kalır" diyor.Ya nasip deyip inip çıkıyoruz bu arada ilk daldığım 15 beni biraz zorlasada arkasındaki dalışlar rahat geçiyor sorunsuz dalış çıkışlar beni mutlu ediyor kimse riske girmiyor herkes dalan arkadaş yukarı çıkana kadar bekliyor, max yapıyor Gökhan 20 mt de ama balık yok biraz video çekelim diyoruz 1-2 dalış kaydadeğer bişi yok su altında bu arada ben dalgadan kötü oluyorum ve kıyıya yüzüp biraz dinlenmek için gruptan ayrılıyorum. Kendime geldikten sonra tekrar bizimkilerin yanına gidiyorum hala balık yok

güzel bi sargoz sürüsü beliriyor önümdeki taşın arkasında birden bi hareketlilik o muhteşem hayvan sanırım 5 kg civarı uzun zamandan beri görmediğim dostum orfoz sallana sallana kayboluyor taşların arasından bu beni mutlu ediyor uzun zamandır orfoz görmüyordum bazen insan balık vuramasada sevindiği anlar oluyor işte ben tam o anın birindeyim bir yandan kimsede balık olmaması üzücü olsada yılmadan devam ediyoruz,bir mola verelim diyoruz biraz hava alalım güneş biraz ısıtıyor ortalığı martılar gibi taşların üstünde kendimize gelip biraz sohbetten sonra tekrar atlıyoruz. Ve 2. surprız bı ahtapotcu daha ama yıne moral bozmak yok bız ayrı av yapıyoruz

Bu sefer sıfır kıyıdayız Gökhan güzel bi sargoz ve arkasından bi eşkina diziveriyor biz hala sfırdayız misafir dedik bize balık bırakmadı adam diye söylenmeye başlıyorum içimden.
Saat 12 geri dönmelimiyiz dönmemelimiyiz Nazmi ile ben iyiden ümidimizi kaybetmek üzereyiz Gökhan saat 1 gibi dönüşe geçelim diyor ve aklımızı çeliyor-iyiki de çelmiş-. Kıyı yaptığımız için biraz araya mesafe koyuyoruz çok yakın değiliz artık birbirimize, ben bir kefal alıyor ve suskunluğumu bozuyorum arkasından bi çağrı ve daha guzel bır kefal gelıyor o da şişte derken biraz geri dönüp tekrar aynı noktadan geciyorum ama bu sefer resmen karada yüzer gibiyim taşların arasında bi levrek biraz ürkek ama merakına yenik düşüyor ve o da ipte

Gökhan'ı farkediyorum biraz önümde Gökhan bi levrek gördüğünü kiloluk bir levrek olduğunu söylüyor ben vurdum bi tane bu mu diyorum bunu da görmüştüm diyor.Artık 2 kişi kıyılayarak gidiyoruz Gökhan bi sargoza atış yapıyor onun yerini ben alıyorum şimdi ben önden gidiyorum önümde büyükce bir taş ve çok sakin ilerleyen ben; taşın arkasına yavaşca uzanıyorum ve bodozlama üzerime gelen levreği farkedip öyle kalıyorum sıfır hareket ve eceline susamış levrek bu balık az önce Gökhan'ın bahsettiği olmalı diyorum yan verdiği anda dokunuyorum tetiğe ve o da ipte bu nasıl bir mutluluk anlatamam Gökhan yanımda ve beni izliyor beraberce seviniyoruz Nazmi dönüş noktamızda bizi beklemekte onun yanında soluklanıp dönüş yoluna geçiyoruz güzel kefallerin olduğu bir yerde Nazmi 1 tanesini şişlemeyi başarıyor ama balıklar o kadar ürkek ki sürekli bi karışıklık var her yer ağ balıkçılar gittiğimiz yeri boş bırakmıyor dönüş yolunda balık yok bütün cabalarımız sonucsuz kalıyor gördüğümüz bır kac lagos ve orfoz dışında suda canlı yok denecek kadar az ahtapotcuların gozunden kacan 2 ahtapotu da yanımıza alarak ve son artistik pozlarımızı fotoğraflayarak sudan çıkıyoruz bız cıkarken bu arada baska bı zıpkıncı dostumuzda meraya gelmıs selam vererek gecıp gıdıyor. Bundan sonrası tam bir işkence oluyor bizim için hemen hemen 6 saatlik ve oldukça zor sayılabilecek bir parkurda dalış yaparak sudan çıkış ve neredeyse 45 derecelik bir yokuş önümüzde Gökhan bütün yokuş boyunca beni saygıyla andı

her 5 adımda bir dinlenerek zar zor ulastık arabaya sankı o yol saatler sürdü benım için üzerimizi değişip arabaya binip evin yolunu tutuyoruz, bu ne yorgunluk anlatamam ama bırlık beraberliğin dostluğun tadı bu yorgunluğa değiyordu.
Yaşadığımız bu güzel günün anısına biraz fotoğraf çektik aslında daha fazlası da olacaktı ama makinanın pilleri buna elvermedi.Gökhan'ın yeni fotoğraf makinasını denedik bence gayet basarılı bır cekım elde ettık Nazmi açık kafa ilk tüfeğini denedi ama sanırım bu onu baya bi zorladı kapalı kafa kullanıyor olması ve daha önce çift lastık kullanmamıs olması daha da güçleştirdi bu durumu.Gökhan'ın bu gelişinde yine fazla balık vuramadık ama bence balıktan daha güzeli yaşanılan zaman ve daha da pekişen dostluğumuz daha önemliydi.Badiliği hoş sohbetin ve herşey için tekrar teşekkürler Gökhan Yoran.Umarım fazla uzun ve can sıkıcı bir yazı olmamıştır ben genelde uzun yazılar yazmıyorum foruma dilmin döndüğü kadar o günü sizlerede yaşatmaya çalıştım,her dalışınız bir öncekinden daha keyifli olsun dalın sağlıcakla.
Videolar kısa zamanda eklenecektir bazı fotoları videolardan yakaladığım karelerden koydum umarım hepininiz hoşuna gider sevgi ve saygılarımla herkese kazasız dalışlar bol muhabbetler diliyorum.