Ailemizin bir bireyi idi YAĞMUR. Hiçbir şey öğretmedik biz. Annemi İstanbul’a göndermiştim. Amcamdan alması için. Önce evde hanım sızlanmıştı bir köpek istemiyordu. Ama o alelade bir köpek olmadığını özel bir canlı olduğunu kısa zamanda bize göstermişti. Sonra üçüncü bir çocuğumuz oldu adeta. Düşününki çalıştığım kasabada ve Medreseönü’nde herkes onu tanır ve severdi. Sağlam bir avcı idi ama aynı zamanda da müthiş sadıktı. Oturduğumuz odadan Birçok kez koridora onun çığlıkları ile koşar, Kardeleni ya üzerine çıkmış kulağını çekerken ya da kuyruğundan sürüklemeye çalışırken bulurduk. Canı yanar ama kızımıza asla hırlamazdı bile. Lojmanın bahçesinde Kardelen güneşlenir, oynarken başına nöbetçi bırakırdık. Saatler geçse de yerinden ayrılmaz Kardeleni gözlerdi. Kulakları çınlasın İzmirli doktor arkadaşım Rıdvan onu kuru yemişle beslerdi. Bu nedenle sağlık ocağına gittiğinde ona eczaneye gitmeyi göstermişti. Reçeteleri ağzına verdiğinde doğru eczaneye gider verilen ilacı geri getirirdi.
Onunla ilgili anılarımız bura sığacak gibi değil tabiî ki. Evde olmadığımız bir akşam komşu çocukları kapalı olduğu yerden çıkarıp dolaştırmak istemişler. Hiç yapmadığı bir şeyi yaparak yolun karşısına geçirmişler. Geri dönerken bir aracın çarpmasıyla ölmüş. Gecenin bir yarısı komşudan gelen telefonla olduğum yerde kaldım Dünya başımıza dönmüştü. Misafir olduğumuz yerden hemen kalkıp geldiğimizde komşular bir yere yatırıp üzerini örtmüşlerdi. Ondan önce öyle bir acıyı babamı kaybettiğimde yaşadım. Onu tanıyan herkes sanki bir insanı kaybetmiş gibi üzülmüştü. Ondan sonra başka bir köpek almadık. Biliyorduk ki hiçbir köpek onun gibi olamazdı. Gitti peşinden sevgimizi de götürerek.
Yağmur




LinkBack URL
About LinkBacks











Alıntı ile Cevapla




Paylaş