Sevgili deniz ve dalış tutkunu arkadaşlarım,
Bu başlık vesilesiyle sizlere çalışmalarımız hakkında bilgi vermek isterim.
Yaklaşık bir yıldan bu yana sürdürdüğümüz belgeselimizin prodüksiyon aşaması 29-30 Eylül 2007 tarihlerindeki sualtı ve röportaj çekimleri ile son düzlüğe girdi. Bugüne kadar bu belgeselden sitede hiç söz açmadığımı bilirsiniz. Bu bir işin nihayete ereceğinden emin olmadan dillendirmeyi sevmediğimdendir. Oysa bir yıldır, kara çekimlerinin çok önemli aşamalarını yeri geldikçe yapmaktaydık. Sayın Yıldırım ailesinin fertleri ile ve rahmetli Ozan’ın dalış arkadaşları ile yaptığımız röportaj çekimleri, birinci yıldönümü anma toplantısı çekimleri, koruluk fidan dikme töreni, İstanbul dalış acilleri sempozyumu çekimleri bu sabırlı yürüyüşün adımları oldular. Yine de içimde hep bir huzursuzluk vardı. Kara çekimlerini ekibimle birlikte kotarmak benim senelerdir alışık olduğum bir durumdu ancak belgeselin konusu itibarıyla sualtında da çekilmesi gereken kısımları vardı. Birinci zorluk buradaydı, fiilen sualtında çekim yapabilecek bir yeterliliğim ve ekipmanım henüz yoktu (iki ay önce “Çağdaş sualtı fotoğraf ve video teknikleri” adlı bilimsel araştırma projem kabul edildi, umarım seneye gerekli sualtı donanımına ve bilgiye sahip olacağım) o nedenle sualtı çekimlerini işini iyi bilen ve toplumsal yarar nedir bilen birileriyle kotarmak zorunda olduğumu biliyordum. Bu konuda olabilecek en iyi şey oldu ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Cengiz Metin ve Yrd. Doç. Dr. Ali Ulaş hocalar hem botlarını hem sualtı kameralarını ve oksijen tüplerini temin edip, “biz varız, artık kaygılanma” dediler. Bu da yetmezmiş gibi serbest dalışta yetenekleri ve deneyimi tartışılmaz Sabri Kılıç’ı da alıp sete getirdiler. Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler...
Sualtı avcılığına bilimselliği ve etik’i getirmenin uğraşı içindeki usta (bana göre bir zen-spearfishing üstadı olan) Jak Boeno ile bitmez enerjisini ve deniz sevgisini her dakika etrafına hissettirerek şevk veren sayın Savaş Karakaş kamera önü gereklerini profesyonelliği çok aşan biçimde fedakarca yerine getirdiler. Minnet sözcüğü bu durumlar için icad edilmiş olsa gerek! Sözün burasında sayın Banu Acar’a teşekkür ediyorum.
Çekimler için gerekli olan diğer Zodyak Oktay Uzdiyem’in devreye girmesiyle bulundu: Tuncer beyin şöhretini hak eden meşhur Endien Hunter’ı! Hızır gibi yetişen Oktay'a da, Tuncer’e de gönül dolusu teşekkür ederim.
Konuklarımıza çekim aralarında zıpkıncı.com evsahipliğini ve misafirperverliğini yaşatan sualtı avcısı arkadaşlarımıza da sevgili Cüneyt Akay ve Mustafa Paker’in şahsında teşekkür ederim. Mustafa diğer başlık altına koyduğun
set fotoğrafları için ayrıca sağol dostum.
Ozan’ın kaza geçirdiği günü tüm detaylarıyla yeniden canlandıracağımız çekimler beni ürküten bir diğer çekim grubuydu. Psikolojik yönden ağır olacağı baştan beri belli olan bu çekimlerin yükünü Ozan’ın son dalışında ortağı olan Bahadır ve Ozan’ı canlandıran kuzeni Onur Doğan çektiler. Böyle yüreklice duruşlara yaşamda nadiren tanık olursunuz. Hayatım boyunca unutamayacağım anlardı. Belgeselin bitmiş halini izleyince ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Onur
nazik satırların için sağol kardeşim. Ozan'ı senin canlandırmanda bence bizleri aşan derin bir anlam var.
Bu çekimlerde bizi yalnız bırakmayan meslektaşlarım Onur Akşit ve Nazım Ankaralıgil’e de verdikleri moral takviye için sağolun arkadaşlar diyorum. Bir kocaman teşekkür de sevgili öğrencilerime borcumdur. Yönetmen yardımcılarım Hülya ve Ömer, kameramanlarım Ümit ve Mert, set fotoğrafçısı Sadık, set videocusu Muzaffer, boom operatörü Rafet, kamera ve ışık asistanlarım İsmail ve Hakan… tıpkı bir AKUT ekibi gibi kararlı, bilgili ve cesurdular. Her şey nottan, diplomadan ibaret değil, sağ olun çocuklar! Umarım sizin de ilerde en az sizler kadar vefalı ve çalışkan asistanlarınız olsun!
Sözün burasında, annelerimizle birlikte kumanyaları hazırlayan ve çekim günü kırk yıllık bir prodüksiyon sorumlusu gibi her yere yetişen, emek harcayan, tutku ve hedeflerime ortak olan sevgili eşim Zeliha Ünal’a da şükran ve sevgilerimi ifade ediyorum. Kekler, börekler için teşekkürler Emine ve Mürvet anne!
En büyük teşekkürü sona bıraktım. Ozan’a adanmış bu sığ su bayılması temalı belgesele karar verdiğimde işe başlamak ya da hiç soyunmamak için tek bir kriterim vardı: Ozan’ın ailesinin onayı! Tüm fertleri acılarının tazelenmesi pahasına örnek gösterilecek bir karara imza attı: “Başka Ozanlar’ın kaybedilmesini önlemede bir işe yaracaksa, çekin!” Bu çalışma bugün bitebilme rotasına girdiyse, en başta Yıldırım ailesinin bu cesur kararıyla olmuştur. Mine Abla, Salim Ağabey, Aşkın, Okan! Nilgün Abla ve sevgili Banu! Dünyada acınıza ilaç olabilecek bir şey bilmiyorum, ama o acıyı tüm zıpkıncı.com ailesiyle birlikte sizinle paylaşıyorum. VE OZAN KARDEŞİM! Keşke seni yaşarken tanımış olsaydım! Keşke bu kaza hiç olmasaydı! Bu kadere herkesle birlikte boyun eğsem de, aklımızla ve yaşananlardan ders çıkarabilme yeteneğimizle başka kaza ihtimallerini azaltabileceğimize inanıyorum. Bu belgesel bile senin eserin olan zıpkıncı.com'un yarattığı işbirliği havası içinde ve sana yönelik vefa ve minnet duygularıyla şekilleniyor. Teşekkür ederim, ışıklar içinde uyu!
Tüm bu işbirlikleri ve her şeyin yolunda gitmesini hem kendimin hem sevgili Ozan’ın şansı olarak görüyorum. Belgeselin kalan çalışmaları (müziklenmesi, animasyonlar ve kurgu) bir ay içinde tamamlanacak ve yayına hazır hale gelecek. İzmir’de ön gösterim mahiyetinde bir toplu izleme ayarlayabiliriz, tanışmak için her vesileyi değerlendirmemiz iyi olur kanımca. Toparlarsak, kaygılandığım iki çekim grubunu da böylelikle başımız dik biçimde gerçekleştirebildik. Artık “belgesel çekiyoruz” diye her yerde söylüyorum. Çünkü ışık göründü. Hatta Savaş Karakaş İzmir’den ayrılırken “DIGITURK-İZ TV’de 19 Kasım’da yayın saatiniz ayrıldı, size kurguda başarılar” diyerek bize bir güzel bir jest yaptı.
Ve güzel bir gelişme daha! Bu sabah sevgili Jak Boeno’yla telefonda konuştuk. Bir sonraki adımımız, Batı’daki örnekleri gibi sualtı avcılığını tüm yönleriyle tanıtacak bir DVD hazırlamak olacak umarım. Üstadın kitabını baz alarak, kendi sunumlarıyla “Jak Boeno ile Sualtı Avcılığı” adlı yeni bir çalışma ufukta görünüyor. Sevgili Ozan’a adadığımız senkop belgeseli çalışmasında geliştirdiğimiz deneyim, işbirliği, dostluk ve sinerjiyi yeni bir eseri meydana getirmede kullanmak istiyoruz.
Doğru şeyler yaparsak başkaları takdir eder, önemli olan da budur. Ancak, yaptığımız işin sıradan bir balıkavı videosu olmadığını, insan sağlığıyla doğrudan ilgili bir çalışma olduğunu söylemek isterim. Bu belgesel; kendini tanımakla ilgilidir, etikle ilgilidir. Bu spora saygınlık kazandırmak ve standartları yerleştirmekle ilgilidir. Ve bildiğim kadarıyla ülkemizde bir ilktir. Bundan sonraki çalışmamız da tıpkı böyle olacak. Yaptıklarımızı izleyen ve "devam edin" diyen birilerini olduğunu bilmek bize güç veriyor. Hepinize bu nedenle teşekkür ediyorum.
İçten sevgilerimle.