ağustos ayının artık son günleri tatiliminde aynı şekilde, son dalışlarımı yapıyorum. Günler önce dalgıç kıyafetleriyle dalan 40 yaşlarında birini görmüştüm kayaların oradan kıyıya çıkarken (bu arada bahsettiğim yer didim).Gittim merakla tanışmak için. Dizgisinde baya iri bir kefal duruyordu acaip güzel bir balıktı ben yeniydim hiç kefal vurmamıştım. Bir yandan merakla balığı seyrediyordum bir yandan sohbet ediyorduk. Bana zıpkınla kefal vurmanın zor olduğunu söyledi hele benim tüfeği görünce bununla çok daha zor dedi. benim acaip canım sıkıldı tabi. Ama adam haklıydı şişi eğrilmiş düzgün atış bile yapmayan bazen tetiği tutaklık yapan uydurma bir tüfekti ve tabiki kayalara çarpmaktan ucuda baya bozulmuştu. burnumun ucundaki balığı kaçırdığım oluyordu ve suyun içinde atış yaparken dalgın olduğumda çıkardığı sesle ben bile irkiliyordum balık nasıl tahammül etsin. ben baya bir içerlemiştim abinin sözlerine günlerdir sadece kefal peşinde koşuyordum . baya bir kefalle karşılaşmıştım ama atış menziline giremeden kaçırmıştım. Delirecektim sabrım zorlanıyordu her seferinde. Neyse günler geçti hikayenin yaşandığı güne geldi. 2m deyim bakınıyorum bir kefal sürüsünü farkettim yaklaşmaya çalışırken beni farkedip dağoldılar.Sığ yere kayalara gitti bir kısmı.Dier açığa gidenlere yetişemiycemi anlayıp sığa kayaların arasına girenlerin peşine düştüm. baya bir kayalıktı bölge ve sert keskin kayalardı. (bu arada kıyafetim eldivenim falan yok.ama ellerimde ve karnımda bir sürü kesik çizik var

))Emin olmadığım için kayaların içlerine girip çıkıyorum ve kayaların arasından uzaklara bakıyorum görünmeden.Tek derdim beni farketmemişlerken girdikleri deliği tespit etmek.Derken o an.Bembeyaz parlayan karınları sayesinde onları farkettiğim an.onları farketmiştim ama uzaklarındaydım nasıl yaklaşıcaktım.bu arada bacağımda ve dirseğimde kayalara temasımdan dolayı acılar yanmalar hissetmeye başlamıştım. Ama umrumda bile değildi.Düşünüyordum onları kıstırdığımı hissediyordum fakat kaçabileceklerinide hesaba katıp kaçırırsam ne kadar üzüleceğimde aklımdan çıkmıyordu.çevreye göz gezdirdim tekrar. İki şansım olduğunu anladım ya bulunduğum bölgeden direk ilerleyip gidicektim yada biraz açığa gidip ilerleyip kayanın arkasına geçip arkalarından yaklaşıcaktım.Onları farkettiğim açık büyük geldi gözüme ve yaklaşmam hallerinde beni farkederlerdi ve bende daha fazla düşünmeden 2. seçeneği seçtim. Arkalarından yaklaşıcaktım. Yola koyuldum açıldım kayalardan ve onların bulunduğu kayalığın arkasına dolaştım kayayı tespit ettim ve yaklaştım. tam istediğim gibi bir açık buldum. Oan anladım iyi bir seçim yaptığımı.Kayanın kapalı kısmındaydım beni görmüyorlardı ama kafamı biraz uzatsam farkedeceklerdi.Düşünüyordum nasıl atış pozisyonu alabilirdim.Ve anladım ne yaparsam yapayım uzun süreli bir atış pozisyonu yakalayamıycaktım. Kayadaki açıklığa doğru nişan aldığımda çok kısa sürede işi bitirmeliydim.Kararımı verdim biraz gerildim yana doğru hareket etmeye başladım yavaştım ilk fırsatta atışı yapacaktım tüfeğimi doğrultmuştum, derken tüfeğin ucuyla beraber bende açığı görmüştüm o an arada parlayan bir karın gördüm başka şansım olmayabilirdi bu iyi bir şanstı hiç düşünmeden asıldım tetiğe.Harika bir atış şiş balığı aldı

)Elimi kayaların arasına soktum şişi almak için ip yardımıyla şişe ulaştım ve çekmeye başladım demir elime geldi ucunu yakaladım şişi dışarı çıkartıyordum bingo balığı gördüm fena değil ilk vuruş için iyi sayılacak bir kefal şişte tam ortasından geçmiş. Başardın olum diyorum kendi kendime vurdun en sonunda kefal ama dur ya oda ne şişte başka bişey daha var.Hayda o da ne boşuna dememişler assolistler arkadan çıkarmış...Böylesi ancak balıkçı tezgahında olur.Şişte iki balık tek taşla iki kuş gibi. Öyle karaya çıktım ilk abim gördü ama inanmadı tek atış olduğuna olum sen takmışsındır diğerinide diyor. hala inanmadı pekde umrumda değil hani zaten o zevk anlatılmaz yaşanır.saygılar.........