| KARATAŞ DALIŞI KARATAŞ DALIŞI
Sinop kampımızın ilk gününün sabahı bir koyun sürüsünün çan sesleriyle uyandık.Güneş daha yeni doğuyordu ve biz ilk gece olması nedeniyle yeterince uyuyamamıştık.Ama koyunlar çadırımızın etrafını sarınca kampımızın ilginçliklere açık olduğunu anladık.Koyunların çobanı orta yaşlı bir amca idi.Yanında mükemmel bir kangal vardı.Selamlaştık,bize;”çakallardan domuzdan korkmadınız mı?”diye sordu.Biz böyle şeylerle karşılaşmak istediğimiz için buraya geldiğimizi anlattık.
Sohbet koyulaştı.Derken kendisinin yıllarını denizlerde geçirmiş eski bir balıkçı olduğunu öğrendik. Aradığımız eski kurdu bulmuştuk. Kamp alanımızın solunda kalan kıyıdan 2 km uzaktaki kayaların durumunu balık yapıp yapmadığını ve oraya nasıl gidebileceğimizi sorduk bir çırpıda. Çoban amcamızdan kayalıkların adının KARATAŞ olduğunu ve balık açısından oldukça verimli olduğunu öğrendik ve de daha önemlisi amcanın bir fiber teknesi varmış.Bizi kayalıklara götürebileceğini söylediğinde sevincimizi görmeliydiniz.
Saat 11:30 da buluşup oldukça kuvvetli bir poyrazda fiber tekneyi suya indirdik.Tekne küçüktü ve poyraza yanladığında su alıyordu.Ama çoban amca eski bir kurt kaptan gibi sandalına hakimdi.Bütün ısrarlarımıza rağmen bize kürek çektirmedi.Yol boyunca balık anılarından geçmiş günlerden fırtınalardan bahsetti.Mehmet Hocayla ben dinlediklerimizin etkisiyle zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık bile. Karataşa geldiğimizde itiraf etmeliyim ki biraz ürperdim.Kuvvetli poyraz kayalıklarda yoğun bir akıntıya sebep oluyordu.Sanki azgın bir nehirin ortasındaki taşlar gibi görünüyordu.İnsanın içini ürperten bir ses çıkıyordu denizden.Akıntılardan hızla geçip kayaların ortasındaki güvenli bir alandan denize girdik. Manzara inanılmazdı.Su çok temiz, kayalar dibe doğru dik bir iniş yapıyor , kayaların arasından akan yoğun su önüne kattığı balıkları bile sürüklüyordu.Akıntıya girmeden ilk dalışımı yaptım.Dibe inerken akıntıya kapılmış karagözler tepemden geçiyordu.Zeminde yatıp etrafımı anlamaya çalıştım. Av olarak kargöz bol olacak gibi görünüyordu.Birde dibine yattığım kayalıkların silüeti inanılmazdı.Üst üste yığılmış devasa taşlar akıntının da etkisiyle mitolojik bir hikayenin içindeymişim hissi uyandırıyordu. İkinci dalışımda akıntıya direnen bir karagözle ava başladım.Kayalığın ortasına ilerlerken tutunduğum yosunlar elimde kalıyordu.Güçlükle ilerliyordum.Sonunda kayaların arasına girdim ve ava burada devam ettim.Eşkina taş altlarından dışarı çıkamıyordu.Ben gittim.Uzun yıllardır hiç bu kadar büyüğünü göremediğim lapinaların kiloluklarından da numunelik avladım.Akıntıya kapıldığımda dibe indim beni zemine yapıştırıyordu.İnanılmaz bir zevkle daldım.
Avı sonlandırıp dönüş yoluna geçtiğimizde saat oldukça ilerlemişti.Dönüş çok zor oldu.Kumsala yaklaştığımızda bir sürpriz bizi bekliyordu,yola çıktığımızda ki poyraz daha da kuvvetlenmiş ve kumsalda kuvvetli dalgalar oluşturuyordu.Tekne sahibimiz son derece soğuk kanlı idi.Bizlerde yıllardır böyle dalgalarda yüzdüğümüzden tekne devrilse de bir şey olmaz kararını aldık.Ben ekipmanımı kuşanıp suya daldım teknenin yükünü hafiflettim.Teknedekileri denizden kollayacaktım.Bir iki dalga yedikten sonra tekne kumsala oturdu.Acelece kızağına çekip bağladık.Kaptanımıza bu macera için sonsuz teşekkürlerimizi ilettik. O da uzun zamandır böyle şeyler yapmadığını söyledi.Özlemiş olduğu bir macerayı yaşamaktan duyduğu mutluluğu belirtti.Avdaki tüm hasılatı kendisine bıraktık.Ama ben aslında kalbimin bir parçasını Karataşta bırakmıştım.Uzaktaki dalış dostlarım kuvvetli poyraz akıntısında hep sizlerle bu dalışı birlikte yapabilmeyi temenni ettim.Kalbimdeydiniz.
__________________ OLCAY ŞEN
ORDU/MEDRESEÖNÜ 1971
Denize Dönmek İstiyorum.Sularda Sönmek İstiyorum.Mavi aynasında suların ,boy verip,görünmek istiyorum. |