| Çocukluk cehaleti Merhaba arkadaşlar, bundan yıllar önce daha yeni yeni palazlandığımız sıralarda yazlıktan üç arkadaş ortak bir zıpkın aldık. Fakat bu çok gizliydi. babalarımız , hele benimki asla duymamalıydı. O zamanlar Ankarada oturuyorduk. Bilen bilir sakarya caddesinde o zamanlar tek av bayi vardı. deniz malzameleri satan tabiki. Harçlık fazlalığıyla gidip bir tane markası bile olmayan acaip mavi borulu ipsiz bir zıpkın aldık. Görmemişizki. İpli zıpkınlar kötü sanıyoruz. Bize öyle dendi. Neyse o zıpkınla ve yarı su almış sörf tahtası üzerinde toplam iki kişi , birimiz suda sörf tahtasını paletle itiyor sırayla, dalış yapa yapa geziyoruz. Bir ara arkamda oturan arkadaşım gıkı bile çıkmadan suya kendini bıraktı. Bende dedimki sıcakladı herhalde yüzecek. Ama ne yüzmesi vucut içeride yem yemeye çalışan japon balıkları gibi ağzı ve burnu dışarda acaip yavaş fakat anlamsız hareketle yapıyor. Hemen suya atladım. karaya çıktık. Çıktıkta ne göreyim omuz başının hemen altında zıpkın demiri sallanıyor. Cahillik işte tuttum demiri hızlıca çektim. Fakat uç yok. O sıra sudaki arkadaşım çıktı. Korkudan kanı çekilmiş. Nasıl olduğunu sonradan anlattı. Kefallerin peşinden yüzeye yakın yüzüyormuş hayvan bizim altımıza gelince arkamızda tekli ucu çıkartıp üçlü uç takmaya çalışırken eli tetiğe gelmiş. Demir tabi doğru sudan dışarı ve arkadaşıma. Sonuç Allahtan önemsiz bir yaralanma, Sınırsız fırça , sınırlı sopa ve ev hapsi. Kırık zıpkın, parçalanmış palet gözlük şnorkel. Diyeceğim oki ne zaman bir küçük kardeşimi görsem dalarken yada dalış yapmaya başlarken avı bırakıp ona kısacık uyarılarda bulunmadan edemiyorum. 33 yaşındayım bu yaşımda bu burada değerli arkadaşlarımdan ve abilerimden altın gibi öğütler ve nasihatler alıyorum. Bilmemki doğrumu yapıyorum? Hepinize sevgiler.. |