| Ava Giden Avlanır Ava giden avlanır, bu söz bir gün boyunca, tgrt(ana haber bülteni) ve star televizyonunda(yakın takip), yayınlandı. Niyemi dersiniz, sayemde, sene 1993 yazı, Ankara'da Maltepe pazarından aldığım Rus Malı havalı tüfekle Çanakkale'de kayalıklarda dalacağım. Havalı tüfeği ilk defa kullanacağım için mümkün olduğunca çok hava bastım. o kadar ki, attıktan sonra muştasıyla şişi, tüfeğe geçiremedim. (vücutta pek yapılı değil). bir arkadaşım da kıyıda kayalıklarda devamlı tüfeği bana ver ben gereyim diyor, ama ben akıllıyımya tüfeğin dibini göğsüme dayayıp yarı belime kadar, bir kayanın üstünde, vücudumu tüfeğin üstüne vererek şişi tüfeğe geçirmeye çalışıyorum, arkadaş da devamlı tüfeği bana ver ben şişi takarım diyor ve tam karşımdaki kayada çömelmiş bekliyor. ben bir ara arkadaşla göz göze geliyorum ve fıssttt diye bir ses duyuyorum, gözlerim hala arkadaşta, arkadaşım dur kıpırdama ben hemen geliyorum diyip fırlıyor, ben hala olayı anlamamışım, gözlerimi suya indiriyorum, ve şişi görüyorum sol bacağıma saplanmış çıkışına bakıyorum çıkmamış ama derimi germiş az bir şey kalmış çıkmasına, bu durumu görmemle gözlerimin kararması bir oluyor, sırt üstü suya düşüyorum, ama hemen toparlıyorum ve çıkabileceğim bir kaya bulup üzerine oturuyorum. kayalıklarda ufak çocuklar var abi ne oldu diyorlar, görmüyormusunuz eşşek oğlu eşşekler kendimizi vurduk diyorum tabi aslında kendime kızıyorum ama iş işten geçmiş, bacağımın kanamamasına şaşırıyorum, gerçektende çok az bir sızıntı hariç kan yok, ağrıda yok sadece demirin tadı, hissedilen bu kadar. arkadaş geliyor ambulans çağırmış, kıpırdama hemen gelecek diyor(kayalıklar hastaneye 5 dakika), ama önce kameramanlar geliyor, ben uzun olan saçlarımla yüzümü kapatmaya çalışıyor ve konuşmuyorum, sonra boğaz komutanlığından subaylar geliyor sonra polisler 45 dakika sonra ambulans geliyor. beni karga tulumba sedyeye atıyorlar, işte o zaman kanama başlıyor, sedye ambulansa konuluyor ambulansın arkasında ben ve sedyeden başka hiçbirşey yok, bir sağa bir sola derken bayağı bayağı bacağımdan kan fışkırmaya başlıyor gayri ihtiyari baş parmağımı yaraya bastırıyorum, biraz duruyor, neyse hastane gene kameralar, polis kim vurdu diyor ben kendimi vurdum diyorum inanmıyor (arkadaşı almışlar bile), bacağıma (sol kasığın hemen yanı) giren şiş çıkmamış ve keserek çıkarılması lazım malum şişin kelebeği hemde iki tane var, 4 5 tane doktor başımda şişi tarif et nasıl çıkarıcaz ucu nerde diye soruyorlar ben tarif ediyorum, bu arada kahveye haber uçurulmuş dayım gelmiş kameramanları sarmış, dövecek.
Sonuç; şiş çıktı, dayım tüfeği kırdı, ben 2 ay yattım yürümenin ne kadar güzel bir şey olduğunu öğrendim, yarım santimle atardamarın yanından geçen şiş Allahtan kemiğe de denk gelmemişti. 2 sene denizden uzak kaldım, dalmanın d'sini bile kimseye söyleyemedim. ama iyileştiğim anda dalmak için can atıyordum, çünkü dünyadaki en sevdiğim şey balık vurayım ya da vurmayayım dalmaktı. şimdilerde yine içimi bir ateş kaplamış durumda Ankara'da fakültede odamda hiç bir şey yapamıyor ve çalışamıyorum, aklımda hep takımları almak ve dalmak var. hepinize böyle bir olayın başınıza gelmemesi dileğiyle saygılar sunarım dostlar.
__________________ Barış Kaya/1974 |