Şuan Tuzlada işyeri bulunan yaşlıca bir zıpkıncı abimizin arşivine ulaştım. 8)
Yaşını sormayı unuttum ama tahmini 65 e yakın sanırım.
Benimde zıpkıncı olduğumu öğnenince başlacı anlatmaya şurda şu kaya burda bu kaya hafiftende rakı ile demlenirken abimiz Marmaranın o eski muhteşem sualtı canlılığından bahsetti. :cry:
70 yıllarda çoğu dalışını Bozcaada ve Marmarada yapmış. Kendisinin hali vaktide yerinde olduğundan o günlere ait sualtı fotoları ve balık fotolarının renklileri dahi var elinde. O yıllarda zıpkıncılığın, balıkçılığın kuralı belgesi yok. Herkes gücünün, bilgisinin, donanımının, fiziğinin yettiği ölçüde istediğini yapmakta serbest. Yani tüple zıpkıncılık ve gece dalışı serbest anlıyacağınız. (Belki yasal bir kısıtlama olsada uygulayan kimse olmadığından vede böyle bir yasa bilinmediğindendir.)
O zamanlarda yılmazın çift lastik tüfeklerini modifiyeden geçirip avlarını yapıyorlarmış. 8) Genel bilinen Sinarit gündüz vurulmaz imiş. Agaşon-tirbişon bilinmiyor o yıllarda. :lol: Ama istisna sinarit avlarıda oluyormuş arada. mesela bir gün 8-9 kg lik sinarit yalpalayarak yanından geçerken çakmış balığa yada balık dipte yatarken süzülüp üstten aldıkları oluyormuş.
Ama esas avlarını taş altında çupra, eşkina, orfoz avlıyarak yapıyormuş abilerim. Vede buldukları taşı daha o yıllarda en yakın arkadaşından gizli tutuyorlarmış.
Ne güzel o yıllarda rahat rahat av yapmışsınız derken atıldı yok dedi Bozcaadada çok balık vuruyorduk yerli halkın gözüne battık diye adalılar balıkları bitirecek bunlar diye jandarmaya şikayette bulunmuşlar. Herhalde kanunen birşey yapamayıncada çeşitli yıldırma taktikleriyle adadan uzaklaştırmışlar bu abilerimizi.
Bu zamandada aynı durumu görmekteyiz bozcaadada yerli balıkçılar zıpkıncıları halen sevmezler. Zıpkıncı gördüklerinde teknelerini üstüne sürerler vede hemen cep telefonuyla ihbar ederler. Aslında ihbarlık birşey olmasada ederler. Nasıl olsa yasak birşey avlamıştır bunlar diye :lol:
Abimiz taşaltı yaparken
Buda Ali abimizin şimdiki bizimde Allah izin verirse gelecekteki halimiz.