| Amatör kelimesini çok iyi bir kara ve tatlısu avcısı olan amcamdan duyduğumda 7-8 yaşlarında idim. Onun olta ile avlandığını biliyordum. Birgün ağ ile ve serpme ile avı öğrendiğimde, gidip ona sordum. Amca sen niye ağla avlanmıyorsun diye..!
Biz Amatörüz evlat dedi..!
Allah allah bu amatörlükte nedir ki, dedim kendi kendime.
Sonradan fark ettim ki, Amatör avcılık sonuca değil de sürece odaklıdır. Yani bütün gün teptiği yol, içinde bulunduğu doğa, ona meydan okuma içgüdüsü ve bunu devamlı yapabilme arzusu.
Maksat şehirden, gürültüden uzaklaşıp bir nebze doğa ile bütünleşebilmek ve biraz olsun spor yapıp gerilimi toprağa, suya atabilmek. Karısının/sevgilisinin/ailesinin dırdırını, patronunun/iş arkadaşının/işçisinin vırvırını, trafikte canını sıkanı, ona haksızlık yapanı unutup kafayı dağıtmak için en güzel iş bu avcılık. İster sualtında ister karada. Tabii işin püf noktalarını anlayıp ödülünü almak da işin kreması.
Ve bunun devamlı yapılabilmesi için yani sürdürülebilir avın yapılabilmesi için, o günkü nevaleyi aldıktan sonra işi tadında bırakabilmek. Yeter deyip nefsini kontrol edebilmek.
Ava ve doğaya saygı gösterebilmek. Çok avlanmayı bir övgü meselesi yapmamak. Daha fazlasını yapabildiği halde sınırlarını bilebilmek.
Nevzat'ın bahsettiği kısım ise işin istisnası olsun. Yeterki onun da istisnası(istisnanın istisnası) malzeme ihtiyacının dışında, başka ihtiyaçları karşılamaya götürmesin, iş ekmek konusuna gelmesin.
Ben bir şekilde bu hobiyi yapmak için gereken malzemesini almak için yakaladığı balığın bir kısmını satana da Mevlana gibi, gel böyle olsan da Amatörlerin arasına gel sen de bizdensin demek istiyorum.
Ama eğer imkanı olduğu halde bunu yapıyorsa, ya da işin tadını kaçırıp para kazanmaya niyetleniyor ve yapıyorsa, asla Amatör olamaz diyorum.
İşin içine para bulaşırsa Amatörlük biter. Ne doğaya ne ava saygı kalmaz.
__________________ Güven Özbakir 1965
Ne mutlu dalabiliyorum diyene..! |